Hoşgeldinizz :)

Translate

4 Mart 2019 Pazartesi

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DOĞRU GELİYORUM :)


Kocaman mutlu haftalar diliyorum:)

Benim bu içimi dökme durumum biraz uzun sürecek sanırım çünkü uzun zaman oldu yazmayalı, paylaşım yapmayalı :)

En son nerede kalmıştık ameliyat diyordum, Nisan ayında ufaklığın göz kontrolü var diyordum velhasıl kaldığım yerden devam edebilirim ( bu arada klavyeye dokunmayı özlemişim 10 parmak kullananlardan olduğum için ayrı bir keyif veriyor bana şu anda )

Tabi biz şimdi Nisan ayında gideceğimiz kontrolü bekliyoruz her ne kadar bugüne kadar tüm süreç sağlıklı ve başarılı atlatılmış olsa da sanırım bu acaba duygusu, bu tedirginlik duygusu bizi hiç bırakmayacak tabi ki yeter ki sağlık olsun tedirginlik bir şekilde bastırılabilir diyorum...

O zamanlar tek sıkıntımız bu durumda değildi Beylikdüzünde bir sitede oturuyorduk fakat giriş katında idi evimiz altımız depo idi boş ne kağısı ne penceresi olan bir yerdi çocuk yok iken biz sabah işe giden akşam evine gelen insanlar olduğumuz için kışın sorun yaşamıyorduk, doğalgazı ne kadar açarsak açalım evi bir türlü ısıtamıyorduk hem ödediğimiz para hem üşümek bir yandan bizi daraltıyordu ama bi şekilde 2 baş olduğumuz için taşınmayı erteliyorduk birde benim işim bana yakın idi... Amma velakin çocuk olduktan sonra bu ciddi bir problem olmaya başladı evin yerini ısıtamadıktan sonra istersek sonun kadar yakalım o kombiyi hiç bir faydası olmuyordu e bu minnak emekleyecek, yerlere oturacak,keşife çıkacak vesaire vesaire ne yapacağım bir odaya kapatıp hapis mi edeceğim :/

O zamanlarda annemlerde (kendi ailem) ev sahibinin oğlu evleneceği için (film sanki) bulundukları evden çıktılar ve şansa bizim sitede bizim blokta 4 kat üstümde boş daire buldular ve oraya taşındılar ve biz ameliyat, doktor, hastane, doğum bla bla derken bayağı açılmış olduk bu sebepten dolayıda taşınmayı ertelemek mecburiyetinde kaldık ( bir evi taşımak en az 10 bin tl, yok depoziti, yok peşinatı, yok emlakçı komisyonu, yok nakliyesi ) ve çareyi en azından bir kışı yukarıda annemlerde geçirmeye karar verdik... Var olan evimizi kapatıp (kapatıp derken tabi ki ev duruyor kalmadığımız eve her ay kira ve aidat ödedik ) yukarıya taşındık bir kış boyunca ve kış dediğimiz Aralık-Ocak-Şubat ama ufak bebeğiniz var ise o kış 3 ay olmuyor malesef (mevsimsel sıkıntıları düşünürsek ne demek istediğimi anlamışsınızdır). Uzun bir süre annemlerde salonda yaşadık, ev içine ev kurmak zorunda kaldık her akşam yere uyku alanı kur, her sabah yatak odası halini salona çevir, 1 oda içinde yaşa :/ Ne olursa olsun kendi ailen annen-baban her zaman allah razı olsun bir gün bile yeter dediklerini ne duydum, ne gördüm ama diyorum ya ev içine ev kurduk psikolojik olarak insan kendini diplerde hissediyor zaten bedensel değişikliklerin olmuş, çocuğun ameliyat olmuş, bir sürü borcun var, doğru düzgün kendine bakamıyorsun vb. kendini bu durumda eksik, yetersiz hissediyorsun... E tamam annen baban onlar senden bir şey beklemiyolar ama insan işte sen kendini borçlu hissediyorsun, düzenlerini bozmuşsun, yük olmuşsun, +3 boğaz olmuşsun bir yandan kendi maddiyatını halletmeye çalışırken bir yandan aynı evi paylaştığın için bir şekilde katkıda bulunmaya çalışıyorsun e tabi bu sırada eşim Beylikdüzünden - Beykoza işe gidip geliyor her gün sabahın kör vakti yola çıkıyor akşamın bir vakti eve geliyor hayatı yollarda geçiyor.

Öyle yada böyle biz bu şekilde uzun bir süre (kış-sonbahar diye adlandırabiliriz bu uzun süreyi) bu şekilde hayatımıza devam ettik, devam etmeye çalıştık... Ama duru prenses iyice ayaklanmaya başladığında ve artık yaz tamamen yüzünü göstermeye başladığında (ki temmuz - ağustos aylarında bile bizim ev serin oluyordu tabi yazın serinlik mükemmeldi sadece 2 kişi iken ) artık önümüz kışı da yukarıda annemlerle geçiremeyeciğimizi iyice fark ettik, sonuçta büyüyen bir kızın var ve kendi alanı olması gerekiyor bir şekilde evini bilmesi gerekiyor ve kışları yukarıda, yazları kendi evinde nereye kadar olabilir ki... Ani bir karar ile (gerçi ani diyorum ama kendi içimizde ne muhasebeler yaptık, aldık oraya koyduk, oradan aldık başka yere koyduk vesaire...) ve taşınmaya karar verdik ve kızımızın da daha güzel bir semtte büyümesini istedik e madem taşınıyoruz o zaman eşimin işine yakın olsun dedik başladık ev aramaya... İSTİKAMET ANADOLU YAKASI

Yalan olmasın bu kararı alıp evi bulmamız çok uzun sürmedi yani zaten hep bakıyorduk ev ama işi iyice ciddiyete binince taş çatlasın 15 gün falan sürdü tabi ev bulma konusunda da şanslıydık çok çok uzun süre araştırmadık ve en sonunda Beykoz da aradığımız evi bulduk aslında şu an oturduğumuz evi evet buraya da bakalım ama yani içimizde, aklımızda kalmasın pek ısınamadık güdüsüyle gelip baktığımız ve bakınca tamam tutuyoruz dediğimiz bir ev oldu bizim için... Tabi hızlı hareket etmemiz gerekiyordu ay sonu gibiydi yanlış hatırlamıyorsam boşaltacağım eve tam kira vermemek için bir an önce evi boşaltıp taşınmamız gerekiyordu.

Bir baktım evi kolilemişiz, bi baktım nakliye gelmiş, bi baktım bütün ev yeni eve taşınmış, bi baktım ay bu ev nasıl yerleşecek ( e bi yandan ufaklık annemlerde 10 gün falan annemlerde kaldı ) derken biz 10 günde evi oturulabilir hale getirdik çok şükür...

Ay tamam yeter bu kadar gene destanlar yazmışım çok uzun olmasın sıkılırsınız sonra :)
Her zaman ki gibi buraya kadar okuduysanız derdime ortak olduysanız o güzel yüreklerinizden öperim :)

Ben gene fırsat bulunca devam edeceğim sevgiler :)

Kendinize çok çok iyi bakın :)

21 Şubat 2019 Perşembe

TEKRAR HOŞGELDİM :)



Selamlar.... Selamlar... Selamlar... :)

Uzun bir aradan sonra tekrar az bir zaman dilimi bile olsa kendime vakit ayırmaya başlayabildim... Arkadaş etrafımdan hep duyardım da inanmazdım ama gerçekten de öyle oluyormuş.
Hayat kurulu bir düzende gidiyordu herkes gibi yaşamaya çalışıyorduk, işimizde gücümüzdeydik... Herkes gibi sabahın 06:00 'nda kalkıp yollara düşüp 09:00 da başlayacak olan işimize doğru yol alıyorduk, akşamda mesaimizin kaçta biteciği belli olmayan saat dilimlerinde çıkıp evimizin yolunu tutuyorduk evet belki şikayetçiydik ama bunu bile isteye yaşıyorduk çünkü bize dededen hanlar hamamlar kalmamıştı ve bir şekilde bu düzen içinde kaybolmaya mahkumduk...

Bir gün işte baştan aşağı hayatımızı değiştirecek haberi aldık :) SAKİN!!! bu güzel bir haber :) HAMİLE olduğumu öğrendim :)
Ve işte o zaman tüm benliğimi şaşkınlık, sevinç, korku ve buna benzer duygular kapladı... HAZIR MIYDIM? HAZIR MIYDIK? Yaşayıp öğrenecektik evet ama o korku işte birden tüm vücudunu sarıyor. Bir süre korkuyu bir kenara atıp şaşkınlık ile sevinci harmanlayıp ortaya çıkan şaşkoloz duyguyu yaşamaya karar verdim yani en azından ben kendi adıma bunu yaşadım eşim o anda hangi duyguyu yaşamaya karar verdi inanın bilemiyorum :)

Tabi ki muhteşem işimde çalışıyorum o sıra ve 37 haftaya kadar da gittim hamiş hamiş valla canım çıktı her gün trafik iş stresi vesaire derken 37 hafta nasıl geçti anlamadım ama artık izne çıkma zamanım geliyordu ve bende biraz erkene çektim ki biraz dinlenmek istedim (zaten çıkmasaymışım ya şirkette yada yolda trafikte doğuruyormuşum) izne çıktım 3 gün üst üste doktorum çağırdı zaten 3. gün için sen hazırlığını yap hastaneye yatacakmış gibi gel dedi :) VE izne çıkayım da dinleneyim oluşumuna hiç giremeden bir maceraya atıldım 15 gün kadar erken geldi bizim bıdık normal doğum diye gittim en sonunda sezeryana aldılar suni sancı ile bile gelmedi hanımefendi (ama doğması gerekiyordu çünkü suyu azalmıştı ve malum kordon sıkıntısı)

İşin kötü tarafı sezeryan demek narkoz demek, epidural demek ve ben narkoz denen bu zamazingodan hiç haz almıyorum evet itiraf ediyorum korkuyorum :/ o yüzden tam narkoz yerine epidural tercih ettim hemde zaten normal doğum istiyordum en azından ufaklığı çıkardıklarında bilincim yerinde olsun istedim o anı kaçırmak istemedim zaten son aşamada gene azda olsa bir narkoz veriliyor çünkü dikiş anı hafızamda yok :) Tabi sezeryanın en berbat tarafı uyandıktan ve narkozun etkisi geçmeye başladıktan sonra oluyormuş o nasıl bir acıdır allahım nasıl bir sancıdır... Yürümek, konuşmak, hapşırmak, tuvalete gitmek ızdırap ötesi bir durum. Hala gözümün önüne geliyor sanki o acı tekrar vücudumu kaplıyor, tuvalete giderken deli gibi sancıdan acıdan ağladığımı hatırlıyorum ( hatta benim ağlamama dayanamayıp eşimin bayıldığını hatırlıyorum gerçi bunu herkes hatırlıyor :) )

Ufaklığı alıp eve gelince bir garip oluyorsun ne yapacağım şimdi ben? ve buna benzer sorulardan kendini alamıyorsun he bu arada kızım 2 yaşına basacak ben bu soruları hala soruyorum kendime sanırım uzunca yıllar soracağım :) Ama öyle böyle derken zaman geçip gidiyor, bir bakmışssın 40'ı çıkmış, aa bir bakmışsın 3 aylık olmuş, hoop 5 aylık diye diye 1 yaş doğum günü kapıya dayanıyor :) ama tabi bunlardan önce biz sıkıntılı bir durumda yaşadık allaha şükür atlattık fakat kızımın her iki gözünde de doğuştan katarakt çıktı (eşimde mevcut babadan kızına geçiş yatı) bizim bu durumu erken fark etmemiz gerçekten muhteşem oldu ve eşimin yaşadığı sıkıntıları da göz önünde bulundurursak şükür ki erkenden fark ettik diyebiliyorum. yanlış hatırlamıyorsam 4,5 - 5 aylıktan itibaren doktor gezmeye, doktor araştırmaya başladık nerelere gittik, kimlere gittik off çok uzun ve sancılı bir süreç bunlara hiç girmeyeceğim ama sonunda öyle bir profesör bulduk ki rabbime binlerce kez şükürler olsun... Alanında gerçekten 1 numara parmakla gösterilen biri... Kendisine gittik uzun uzun anlatımları, kontrolleri sonrasında 6 aylık iken ameliyat olması gerektiğini bize iletti ve birden o sezeryan acısı gitti ve her hücrem alt üst oldu 6 aylık bir bebek nasıl ameliyat olabilirdi? Narkoz alacaktı, daha küçücüktü, 2 göz nasıl bekleyecektim ameliyathane kapısında nasıl teslim edecektim offf yazarken bile içim parçalanıyor :(
*Hep diyorum allah herkese sağlık versin özellikle bebekler, çocuklar hep sağlıklı olsunlar.*
Ama diyorum ya karşımıza çıkan doktorumuz, hastanemiz (Liv Hospital da oldu ameliyatı) gerçekten bizim şansımız idi... İşin maddi kısmı evet bizi biraz hırpaladı ama o kısmından öte tek temennimiz kızımızın bu durumdan kurtulmasıydı. 2 gözünde bulunan katarktlar temizlendi ve her iki gözede göz içi merceği takıldı bu ameliyat yaklaşık 3-4 saat sürdü. Doktorumuz bu konuda hem uzman hemde aşırı titiz zaten daha öncede yaptığı bir ameliyat bu yüzden bu konuda içimiz çok rahattı ama ameliyat bu her şey olabilir malesef ki...
o 3-4 saat bana yıl gibi geçti hata geçmedi desem yeridir. Tabi bununla bitmiyor birde ameliyat sonrası narkoz etkisi mevcut yetişkin olsan bir şekilde atlatıyorsun ama bebek olunca, çocuk olunca elin ayağın tutmuyor elinden bir şey gelmiyor çünkü neyse o anları ne ben tekrar tekrar yaşamak istiyorum ne de sizi sıkmak istiyorum...

Sonuç olarak kuzumun ameliyatı başarılı geçti, ameliyattan sonra uzun bir süre her yeni hafta doktorumuzu ziyaret ettik, kontrollerimiz yapıldı 10 gün kadar özel yapım bir gözlük kullandı, gözlüklü hali pek komikti bilgin şirine olmuştu resmen :) sonra gözlük takmaya da ihtiyacımız kalmadığını söyledi doktorumuz, en son 2 ay da bir kontrole gidiyorduk, şimdi 6 ayda bir gitmeye başlayacağız umuyorum halen her şey güzel gidiyordur bir aksilik yoktur Nisan ayında kontrolümüz var bakalım...

Ooooo bayağı yaz yaz bitirememişim ben yalnız sanırım şimdilik burada kesmeliyim :) yoksa roman olacak bu hayır kitap mı yazsam acaba bu ara moda oldu da :)

Tabi ki bu kadar değil 1,5 senede neler oldu neler ama şimdilik bu kadar yeter diyelim, kaldığımız yerden devam ederim,
Eğer buraya kadar sıkılmadan okuma nezaketini gösterdiyseniz çok çok teşekkür ederim :)

İletişime geçmek isterseniz bir yorum kadar, bir mail kadar yakınım size :)

Sevgiler





21 Kasım 2017 Salı

Çift Fonksiyonlu Derin Dondurucu


                                                       


İlk önce çift fonksiyonlu derin dondurucunun ne demek olduğu ile başlayalım, zira ilk duyduğumda ne anlama geldiğini ben de anlayamamıştım. Klasik derin dondurucular sadece “derin dondurma” yapıyor, yani içlerindeki tüm gıda ve besinleri -16 / -24 arasındaki bir sıcaklıkta depoluyor. Bunun avantajı, bu sıcaklıkta hemen tüm besinlerin kullanım ömürlerinin son derece uzun olması. Yani yazın dondurduğunuz bir gıdayı, kışın ilk günkü tazeliği ile tüketebiliyorsunuz. Ancak derin dondurma uzun süreli bir çözüm ve kısa sürede tüketmeniz gereken gıdalar için yeterince pratik değil. Aynı şekilde, su oranı yüksek besinler (karpuz, üzüm, vs.) derin dondurma işlemi için pek uygun değil, zira içlerindeki su kristalleşiyor ve gıdanın lezzeti bundan etkileniyor. Bu türden gıdalar için derin dondurucu değil, “soğutucu” kullanmak gerekiyor.



İşte çift fonksiyonlu derin dondurucu modelleri, tam olarak bu işe yarıyor. İstediğiniz zaman soğutma, istediğiniz zaman da derin dondurma yapıyorlar. Bu yüzden, kelimenin tam anlamıyla her besin türü ve her depolama amacı için uygunlar. Ancak, piyasada kaliteli bir çift fonksiyonlu derin dondurucu modeli bulmak oldukça zor. İşte bu nedenle uzun araştırmalardan sonra Uğur Soğutma’ya ait UED 7246 DTK modelinde karar kıldım. Uğur Soğutma’nın bu sektörde 60 yılı aşkın bir deneyimi var ve gerçeği söylemek gerekirse, kayda değer bir rakibi de bulunmuyor. Nitekim UED 7246 DTK’yı birkaç aydan bu yana kullanıyorum ve son derece memnun kaldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.



Her şeyden önce, bu bir dikey derin dondurucu model. Yani görünüm ve kullanım olarak klasik buzdolaplarına benziyor. 261 litre brüt iç hacmi var ve en kalabalık aileler için bile fazlasıyla yeterli. Derin dondurma, soğutma ve sıfır derecede saklama özellikleri bulunuyor. Besinlerinizi kullanılan moda göre +3 / -24 sıcaklık aralığında depolayabiliyorsunuz. No frost özelliğine sahip olan çift fonksiyonlu derin dondurucu, aynı zamanda A+ enerji sınıfına ait, yani çok az elektrik harcıyor. Ön kapağı üzerinde bir LED ekran var ve tüm ayarları (kapağını açmaya gerek kalmadan) bu ekranı kullanarak yapabiliyorsunuz. Ben Uğur Soğutma’nın çevrimiçi mağazasını kullanarak satın aldım (https://satis.ugur.com.tr/) ancak Türkiye çapındaki bayilerden de alabilirsiniz. Bir derin dondurucu almaya niyetliyseniz, çift fonksiyonlu bu modele muhakkak bir göz atmanızı öneriyorum, kesinlikle pişman olmazsınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İletişim Güzeldir :)

Ad

E-posta *

Mesaj *