Hoşgeldinizz :)

Powered By Blogger

Translate

2 Kasım 2012 Cuma

Sapanca sapanca ah sapanca :)



Sapanca da kaldığımız yerin yakınında ki yolu ayıran ve ışıklandırılan bu ağaca hasta olduk sevgilimle :) Biz bu  ağaca aşk ağacı adını verdik, gerçi renk renk oluyordu mavi, sarı, beyaz, yeşil ama biz en çok pembenin yarattığı o nüansı sevdik :) 



Sonra gez gez gez hep gezdik zaten bilmediğimiz yerlere girdik, tepelere çıktık, yürüdük, koştuk, yorulduk, oturduk, dinlendik, resim çektik derken bir restaurant bulduk hemen keşfe çıktık :) meraklı melahatler gibi bir köşeye ben bir köşeye sevgilim gitti sonra ortak noktada buluştuk ve kadrajımız da bu resmi netleştirdik :) 



Su Kayak Parkı çok eğlenceli çok cici bir yer :) böyle bir mekanizma var, sen o mekanızmaya tutunarak su kayağı yapıyorsun pek bir eğlenceli :) bir alana çevrelenmiş ne çok ufak ne çok büyük orta halli bir alanda kayak yapabiliyorsun :)

Bu arada aşağıda gördüğünüz gibi keçi misafirlerimiz de vardı :) çok cicilerdi ot yemek uğruna kafalarını bir kaldırıp da yüzlerini çekmemize izin vermediler :)  



Sapanca da sahilde yürürken karşımızda birden bu şef abiyi gördük :) yalnız göz yanılması değil yada resim çok yakından çekilmiş de büyük gözüküyor diye düşünmeyin, bildiğiniz devasa bir şef kendisi :) Çok tatlı ama ya böyle sarılası geliyor insanın :)



Gülizar Bahçe Cafe & Restaurant hani derler ya komşuda pişer bana düşer, yada kıskançlık mı derler o masa istedi bende istiyorum vbg. Oturduk sevgilimle sahlep içeceğiz ama bir yandan da mönüde tatlılara bakıyoruz, bildiğimiz klasik tatlılar var sonra gözümün önünde bir tabak geçti, böyle sufleye benziyor die geçirdim içimden ama mönüye bakıyorum yok, sonra garson arkadaşımızı çağırdım dedim sufle var mı ? var e peki mönüde neden yoookkkkkkk :) hemennnn getir hemen lüüfeennn :) 






1 Kasım 2012 Perşembe

Bır bır bır konuştum gene :)



Kısa kısa bir iki şey yazasım var, paylaşmazsam hoopp ortadan ikiye çatlarım valla :)

1. Yakın zaman içerisine telefonumu değiştirdim, blackberryden nallett geldi attım bir köşeye aklı full olan bir telefon sahibi yaptım kendimi, tabi bu telefonu alırken de e madem bu tlfna bu kadar para verdim e kendisii güzel sağlam bir kılıf ile ödüllendirmek lazım diye düşünüp 50TL üzerinde 100 TL altında bir kılıf aldım ki bu kılıfı almama neden olan satış görevlisi arkadaşımızın kılfı öve öve bitirememesindendir. Aradan daha 1 ay geçmemiş kılıfı sanki 1 senedir kullanıyorum da miyadı dolmuş gibi bir moda döndü... Bende tabi madem bu kadar para verdim bu kılıfa götüreyim de ya yenisini versinler yada artık fabrikaya mı gönderir nereye gönderirse göndersin düşüncesiyle tuttum Bakırköyün yolunu, girdim carousele çıktım 2. kata kılıfı aldığım yere gittim.... Görevliye ;

"Merhaba, şu bana öve öve bitiremediğin, muhteşem ötesi, şahane kılıftan 1 tane daha almaya geldim." dedim
- aa üzgünüm ama hiç elimde kalmadı. dedi
" Heh o zaman süper oldu bu çünkü bu kılıfın aynısına bir kere daha o kadar para vermem." dedim ve kılıfı kendisinin gözüne gözüne soktum. 
- (kılıfı aldı) ben bununla ilgili sizi yarın ararım. dedi
" Tamam haber verirsiniz yarın ama bana geçici bir kılıf verin dedim yani bu tlfna bu kadar para verdim korumasız kullanamam." dedim
- Bu aksesuardır ben size kılıf falan veremem. dedi
" ( kan beyn ime doğru yol almaya devam ederken sakinliğimi korumaya devam eden ben ) anladım da bu kılıfı sen bana övmekten usanmayarak sattın, bende kılıfı sana getirdim aksesuar olmuş olması beni ilgilendirmiyor, sen bu  kılıfın olayını çözene kadar bana bir kılıf tedarik etmeni istiyorum." dedim
- buradan bu kılıftan bu  kadar kişi aldı bir siz sorun yaşıyorsunuz, ben size kılıf veremem. dedi
" Ben buradan bana kılıf vermeden gitmiyorum, kimin ne sorun yaşadığı umrumda değil, müşteri memnuniyeti diye bir şey var nezaketn çıkartıp en dandik kılıftan bile olsa vermen gerekir." dedim
- Pata küte kılıfları çıkardı seçin. dedi
" ( artık terbiyesizliğin tavan yaptığı seviyede kanın beynime ulaşıp son noktaya ermesi ile birlikte ) orjinal kılıf vereceksin ne kadar olduğu umrumda değil dedim, kılıfın aynısından aldım telefonumu taktım ve oradan ayrıldım.

Şimdi ben haksız olabilirim, hatalı olabilirim ama benden küçük çömez bir çocuğun hele ki satış danışmanı ise konuşmalarına dikkat edecek!!!



2. Bakırköye giderken aslında carouselin otoparkına girecektim ama yanlışlıkla meydana çıkan yola girdim ve otomatikman beni tren garının olduğu üst geçitin şu 2. el kitapların satıldığı bölgeye çıkardı, orada normalde İspark var ama 20:00 den sonra bedava biliyorsunuz ki, e arasında da pek mesafe olmadığı için tekrar carouselin oraya döneceğime orada bir yere park edeyim dedik. bulduk bir yer tam parkediyoruz bir tane adam geldi, para istiyor sevgilimde çıkardı para verdi. Buna değnekçi diyorlar anladığım kadarı ile şarap parasını çıkartıyor herhalde... Neden verdin para dediğimde "aşkım şimdi para vermesem arabaya bir zarar verebilir bunlar böyle" dedi. haklı mı ? evet haklı..... Ülkenin geldiği hale bakın, kim kimden haksız yere kazanç sağlarımın peşinde.....



3. Aslına bakarsanız bu en komiği ama yapacak bir şey yok, zihniyet ilginç.... :) Sevgili patronum aradı 5 ekimde kredi kartından bir çiçeklik firmasına bir miktar ödeme yapılmmış, bana soruyor
 "6 ekimde nişanın vardı ya acaba bu çiçeği sen mi gönderdin kendine??? "
- yok ben gönderdim o tutar şuna ait şu zaman şunu göndermiştik ödeme yapılmamıştı o zaman çekildi.
" he evet hatırladım tamam tamam, sana çiçek göndermeyi kimse akıl etmedi dimi?
- sadece güldüm.... bu kurulan cümleye nasıl cevap versem acaba diye düşünürken, buna verilecek bir cevabın olmadığını düşündüm ve sadece güldümmmmmm :) halada gülüyorum şaka gibi :) 

Kısa kısa dedim ama gene koskocaman 1 sayfa oluvermiş :) tamam çenem düştü gene hadi seviyorum sizi :)))


Günün Şarkısı




Buika & no habra nadie en el mundo 


Şiddetle tavsiye edilir :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İletişim Güzeldir :)

Ad

E-posta *

Mesaj *