Hoşgeldinizz :)

Powered By Blogger

Translate

4 Mart 2019 Pazartesi

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DOĞRU GELİYORUM :)


Kocaman mutlu haftalar diliyorum:)

Benim bu içimi dökme durumum biraz uzun sürecek sanırım çünkü uzun zaman oldu yazmayalı, paylaşım yapmayalı :)

En son nerede kalmıştık ameliyat diyordum, Nisan ayında ufaklığın göz kontrolü var diyordum velhasıl kaldığım yerden devam edebilirim ( bu arada klavyeye dokunmayı özlemişim 10 parmak kullananlardan olduğum için ayrı bir keyif veriyor bana şu anda )

Tabi biz şimdi Nisan ayında gideceğimiz kontrolü bekliyoruz her ne kadar bugüne kadar tüm süreç sağlıklı ve başarılı atlatılmış olsa da sanırım bu acaba duygusu, bu tedirginlik duygusu bizi hiç bırakmayacak tabi ki yeter ki sağlık olsun tedirginlik bir şekilde bastırılabilir diyorum...

O zamanlar tek sıkıntımız bu durumda değildi Beylikdüzünde bir sitede oturuyorduk fakat giriş katında idi evimiz altımız depo idi boş ne kağısı ne penceresi olan bir yerdi çocuk yok iken biz sabah işe giden akşam evine gelen insanlar olduğumuz için kışın sorun yaşamıyorduk, doğalgazı ne kadar açarsak açalım evi bir türlü ısıtamıyorduk hem ödediğimiz para hem üşümek bir yandan bizi daraltıyordu ama bi şekilde 2 baş olduğumuz için taşınmayı erteliyorduk birde benim işim bana yakın idi... Amma velakin çocuk olduktan sonra bu ciddi bir problem olmaya başladı evin yerini ısıtamadıktan sonra istersek sonun kadar yakalım o kombiyi hiç bir faydası olmuyordu e bu minnak emekleyecek, yerlere oturacak,keşife çıkacak vesaire vesaire ne yapacağım bir odaya kapatıp hapis mi edeceğim :/

O zamanlarda annemlerde (kendi ailem) ev sahibinin oğlu evleneceği için (film sanki) bulundukları evden çıktılar ve şansa bizim sitede bizim blokta 4 kat üstümde boş daire buldular ve oraya taşındılar ve biz ameliyat, doktor, hastane, doğum bla bla derken bayağı açılmış olduk bu sebepten dolayıda taşınmayı ertelemek mecburiyetinde kaldık ( bir evi taşımak en az 10 bin tl, yok depoziti, yok peşinatı, yok emlakçı komisyonu, yok nakliyesi ) ve çareyi en azından bir kışı yukarıda annemlerde geçirmeye karar verdik... Var olan evimizi kapatıp (kapatıp derken tabi ki ev duruyor kalmadığımız eve her ay kira ve aidat ödedik ) yukarıya taşındık bir kış boyunca ve kış dediğimiz Aralık-Ocak-Şubat ama ufak bebeğiniz var ise o kış 3 ay olmuyor malesef (mevsimsel sıkıntıları düşünürsek ne demek istediğimi anlamışsınızdır). Uzun bir süre annemlerde salonda yaşadık, ev içine ev kurmak zorunda kaldık her akşam yere uyku alanı kur, her sabah yatak odası halini salona çevir, 1 oda içinde yaşa :/ Ne olursa olsun kendi ailen annen-baban her zaman allah razı olsun bir gün bile yeter dediklerini ne duydum, ne gördüm ama diyorum ya ev içine ev kurduk psikolojik olarak insan kendini diplerde hissediyor zaten bedensel değişikliklerin olmuş, çocuğun ameliyat olmuş, bir sürü borcun var, doğru düzgün kendine bakamıyorsun vb. kendini bu durumda eksik, yetersiz hissediyorsun... E tamam annen baban onlar senden bir şey beklemiyolar ama insan işte sen kendini borçlu hissediyorsun, düzenlerini bozmuşsun, yük olmuşsun, +3 boğaz olmuşsun bir yandan kendi maddiyatını halletmeye çalışırken bir yandan aynı evi paylaştığın için bir şekilde katkıda bulunmaya çalışıyorsun e tabi bu sırada eşim Beylikdüzünden - Beykoza işe gidip geliyor her gün sabahın kör vakti yola çıkıyor akşamın bir vakti eve geliyor hayatı yollarda geçiyor.

Öyle yada böyle biz bu şekilde uzun bir süre (kış-sonbahar diye adlandırabiliriz bu uzun süreyi) bu şekilde hayatımıza devam ettik, devam etmeye çalıştık... Ama duru prenses iyice ayaklanmaya başladığında ve artık yaz tamamen yüzünü göstermeye başladığında (ki temmuz - ağustos aylarında bile bizim ev serin oluyordu tabi yazın serinlik mükemmeldi sadece 2 kişi iken ) artık önümüz kışı da yukarıda annemlerle geçiremeyeciğimizi iyice fark ettik, sonuçta büyüyen bir kızın var ve kendi alanı olması gerekiyor bir şekilde evini bilmesi gerekiyor ve kışları yukarıda, yazları kendi evinde nereye kadar olabilir ki... Ani bir karar ile (gerçi ani diyorum ama kendi içimizde ne muhasebeler yaptık, aldık oraya koyduk, oradan aldık başka yere koyduk vesaire...) ve taşınmaya karar verdik ve kızımızın da daha güzel bir semtte büyümesini istedik e madem taşınıyoruz o zaman eşimin işine yakın olsun dedik başladık ev aramaya... İSTİKAMET ANADOLU YAKASI

Yalan olmasın bu kararı alıp evi bulmamız çok uzun sürmedi yani zaten hep bakıyorduk ev ama işi iyice ciddiyete binince taş çatlasın 15 gün falan sürdü tabi ev bulma konusunda da şanslıydık çok çok uzun süre araştırmadık ve en sonunda Beykoz da aradığımız evi bulduk aslında şu an oturduğumuz evi evet buraya da bakalım ama yani içimizde, aklımızda kalmasın pek ısınamadık güdüsüyle gelip baktığımız ve bakınca tamam tutuyoruz dediğimiz bir ev oldu bizim için... Tabi hızlı hareket etmemiz gerekiyordu ay sonu gibiydi yanlış hatırlamıyorsam boşaltacağım eve tam kira vermemek için bir an önce evi boşaltıp taşınmamız gerekiyordu.

Bir baktım evi kolilemişiz, bi baktım nakliye gelmiş, bi baktım bütün ev yeni eve taşınmış, bi baktım ay bu ev nasıl yerleşecek ( e bi yandan ufaklık annemlerde 10 gün falan annemlerde kaldı ) derken biz 10 günde evi oturulabilir hale getirdik çok şükür...

Ay tamam yeter bu kadar gene destanlar yazmışım çok uzun olmasın sıkılırsınız sonra :)
Her zaman ki gibi buraya kadar okuduysanız derdime ortak olduysanız o güzel yüreklerinizden öperim :)

Ben gene fırsat bulunca devam edeceğim sevgiler :)

Kendinize çok çok iyi bakın :)

21 Şubat 2019 Perşembe

TEKRAR HOŞGELDİM :)



Selamlar.... Selamlar... Selamlar... :)

Uzun bir aradan sonra tekrar az bir zaman dilimi bile olsa kendime vakit ayırmaya başlayabildim... Arkadaş etrafımdan hep duyardım da inanmazdım ama gerçekten de öyle oluyormuş.
Hayat kurulu bir düzende gidiyordu herkes gibi yaşamaya çalışıyorduk, işimizde gücümüzdeydik... Herkes gibi sabahın 06:00 'nda kalkıp yollara düşüp 09:00 da başlayacak olan işimize doğru yol alıyorduk, akşamda mesaimizin kaçta biteciği belli olmayan saat dilimlerinde çıkıp evimizin yolunu tutuyorduk evet belki şikayetçiydik ama bunu bile isteye yaşıyorduk çünkü bize dededen hanlar hamamlar kalmamıştı ve bir şekilde bu düzen içinde kaybolmaya mahkumduk...

Bir gün işte baştan aşağı hayatımızı değiştirecek haberi aldık :) SAKİN!!! bu güzel bir haber :) HAMİLE olduğumu öğrendim :)
Ve işte o zaman tüm benliğimi şaşkınlık, sevinç, korku ve buna benzer duygular kapladı... HAZIR MIYDIM? HAZIR MIYDIK? Yaşayıp öğrenecektik evet ama o korku işte birden tüm vücudunu sarıyor. Bir süre korkuyu bir kenara atıp şaşkınlık ile sevinci harmanlayıp ortaya çıkan şaşkoloz duyguyu yaşamaya karar verdim yani en azından ben kendi adıma bunu yaşadım eşim o anda hangi duyguyu yaşamaya karar verdi inanın bilemiyorum :)

Tabi ki muhteşem işimde çalışıyorum o sıra ve 37 haftaya kadar da gittim hamiş hamiş valla canım çıktı her gün trafik iş stresi vesaire derken 37 hafta nasıl geçti anlamadım ama artık izne çıkma zamanım geliyordu ve bende biraz erkene çektim ki biraz dinlenmek istedim (zaten çıkmasaymışım ya şirkette yada yolda trafikte doğuruyormuşum) izne çıktım 3 gün üst üste doktorum çağırdı zaten 3. gün için sen hazırlığını yap hastaneye yatacakmış gibi gel dedi :) VE izne çıkayım da dinleneyim oluşumuna hiç giremeden bir maceraya atıldım 15 gün kadar erken geldi bizim bıdık normal doğum diye gittim en sonunda sezeryana aldılar suni sancı ile bile gelmedi hanımefendi (ama doğması gerekiyordu çünkü suyu azalmıştı ve malum kordon sıkıntısı)

İşin kötü tarafı sezeryan demek narkoz demek, epidural demek ve ben narkoz denen bu zamazingodan hiç haz almıyorum evet itiraf ediyorum korkuyorum :/ o yüzden tam narkoz yerine epidural tercih ettim hemde zaten normal doğum istiyordum en azından ufaklığı çıkardıklarında bilincim yerinde olsun istedim o anı kaçırmak istemedim zaten son aşamada gene azda olsa bir narkoz veriliyor çünkü dikiş anı hafızamda yok :) Tabi sezeryanın en berbat tarafı uyandıktan ve narkozun etkisi geçmeye başladıktan sonra oluyormuş o nasıl bir acıdır allahım nasıl bir sancıdır... Yürümek, konuşmak, hapşırmak, tuvalete gitmek ızdırap ötesi bir durum. Hala gözümün önüne geliyor sanki o acı tekrar vücudumu kaplıyor, tuvalete giderken deli gibi sancıdan acıdan ağladığımı hatırlıyorum ( hatta benim ağlamama dayanamayıp eşimin bayıldığını hatırlıyorum gerçi bunu herkes hatırlıyor :) )

Ufaklığı alıp eve gelince bir garip oluyorsun ne yapacağım şimdi ben? ve buna benzer sorulardan kendini alamıyorsun he bu arada kızım 2 yaşına basacak ben bu soruları hala soruyorum kendime sanırım uzunca yıllar soracağım :) Ama öyle böyle derken zaman geçip gidiyor, bir bakmışssın 40'ı çıkmış, aa bir bakmışsın 3 aylık olmuş, hoop 5 aylık diye diye 1 yaş doğum günü kapıya dayanıyor :) ama tabi bunlardan önce biz sıkıntılı bir durumda yaşadık allaha şükür atlattık fakat kızımın her iki gözünde de doğuştan katarakt çıktı (eşimde mevcut babadan kızına geçiş yatı) bizim bu durumu erken fark etmemiz gerçekten muhteşem oldu ve eşimin yaşadığı sıkıntıları da göz önünde bulundurursak şükür ki erkenden fark ettik diyebiliyorum. yanlış hatırlamıyorsam 4,5 - 5 aylıktan itibaren doktor gezmeye, doktor araştırmaya başladık nerelere gittik, kimlere gittik off çok uzun ve sancılı bir süreç bunlara hiç girmeyeceğim ama sonunda öyle bir profesör bulduk ki rabbime binlerce kez şükürler olsun... Alanında gerçekten 1 numara parmakla gösterilen biri... Kendisine gittik uzun uzun anlatımları, kontrolleri sonrasında 6 aylık iken ameliyat olması gerektiğini bize iletti ve birden o sezeryan acısı gitti ve her hücrem alt üst oldu 6 aylık bir bebek nasıl ameliyat olabilirdi? Narkoz alacaktı, daha küçücüktü, 2 göz nasıl bekleyecektim ameliyathane kapısında nasıl teslim edecektim offf yazarken bile içim parçalanıyor :(
*Hep diyorum allah herkese sağlık versin özellikle bebekler, çocuklar hep sağlıklı olsunlar.*
Ama diyorum ya karşımıza çıkan doktorumuz, hastanemiz (Liv Hospital da oldu ameliyatı) gerçekten bizim şansımız idi... İşin maddi kısmı evet bizi biraz hırpaladı ama o kısmından öte tek temennimiz kızımızın bu durumdan kurtulmasıydı. 2 gözünde bulunan katarktlar temizlendi ve her iki gözede göz içi merceği takıldı bu ameliyat yaklaşık 3-4 saat sürdü. Doktorumuz bu konuda hem uzman hemde aşırı titiz zaten daha öncede yaptığı bir ameliyat bu yüzden bu konuda içimiz çok rahattı ama ameliyat bu her şey olabilir malesef ki...
o 3-4 saat bana yıl gibi geçti hata geçmedi desem yeridir. Tabi bununla bitmiyor birde ameliyat sonrası narkoz etkisi mevcut yetişkin olsan bir şekilde atlatıyorsun ama bebek olunca, çocuk olunca elin ayağın tutmuyor elinden bir şey gelmiyor çünkü neyse o anları ne ben tekrar tekrar yaşamak istiyorum ne de sizi sıkmak istiyorum...

Sonuç olarak kuzumun ameliyatı başarılı geçti, ameliyattan sonra uzun bir süre her yeni hafta doktorumuzu ziyaret ettik, kontrollerimiz yapıldı 10 gün kadar özel yapım bir gözlük kullandı, gözlüklü hali pek komikti bilgin şirine olmuştu resmen :) sonra gözlük takmaya da ihtiyacımız kalmadığını söyledi doktorumuz, en son 2 ay da bir kontrole gidiyorduk, şimdi 6 ayda bir gitmeye başlayacağız umuyorum halen her şey güzel gidiyordur bir aksilik yoktur Nisan ayında kontrolümüz var bakalım...

Ooooo bayağı yaz yaz bitirememişim ben yalnız sanırım şimdilik burada kesmeliyim :) yoksa roman olacak bu hayır kitap mı yazsam acaba bu ara moda oldu da :)

Tabi ki bu kadar değil 1,5 senede neler oldu neler ama şimdilik bu kadar yeter diyelim, kaldığımız yerden devam ederim,
Eğer buraya kadar sıkılmadan okuma nezaketini gösterdiyseniz çok çok teşekkür ederim :)

İletişime geçmek isterseniz bir yorum kadar, bir mail kadar yakınım size :)

Sevgiler





21 Kasım 2017 Salı

Çift Fonksiyonlu Derin Dondurucu


                                                       


İlk önce çift fonksiyonlu derin dondurucunun ne demek olduğu ile başlayalım, zira ilk duyduğumda ne anlama geldiğini ben de anlayamamıştım. Klasik derin dondurucular sadece “derin dondurma” yapıyor, yani içlerindeki tüm gıda ve besinleri -16 / -24 arasındaki bir sıcaklıkta depoluyor. Bunun avantajı, bu sıcaklıkta hemen tüm besinlerin kullanım ömürlerinin son derece uzun olması. Yani yazın dondurduğunuz bir gıdayı, kışın ilk günkü tazeliği ile tüketebiliyorsunuz. Ancak derin dondurma uzun süreli bir çözüm ve kısa sürede tüketmeniz gereken gıdalar için yeterince pratik değil. Aynı şekilde, su oranı yüksek besinler (karpuz, üzüm, vs.) derin dondurma işlemi için pek uygun değil, zira içlerindeki su kristalleşiyor ve gıdanın lezzeti bundan etkileniyor. Bu türden gıdalar için derin dondurucu değil, “soğutucu” kullanmak gerekiyor.



İşte çift fonksiyonlu derin dondurucu modelleri, tam olarak bu işe yarıyor. İstediğiniz zaman soğutma, istediğiniz zaman da derin dondurma yapıyorlar. Bu yüzden, kelimenin tam anlamıyla her besin türü ve her depolama amacı için uygunlar. Ancak, piyasada kaliteli bir çift fonksiyonlu derin dondurucu modeli bulmak oldukça zor. İşte bu nedenle uzun araştırmalardan sonra Uğur Soğutma’ya ait UED 7246 DTK modelinde karar kıldım. Uğur Soğutma’nın bu sektörde 60 yılı aşkın bir deneyimi var ve gerçeği söylemek gerekirse, kayda değer bir rakibi de bulunmuyor. Nitekim UED 7246 DTK’yı birkaç aydan bu yana kullanıyorum ve son derece memnun kaldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.



Her şeyden önce, bu bir dikey derin dondurucu model. Yani görünüm ve kullanım olarak klasik buzdolaplarına benziyor. 261 litre brüt iç hacmi var ve en kalabalık aileler için bile fazlasıyla yeterli. Derin dondurma, soğutma ve sıfır derecede saklama özellikleri bulunuyor. Besinlerinizi kullanılan moda göre +3 / -24 sıcaklık aralığında depolayabiliyorsunuz. No frost özelliğine sahip olan çift fonksiyonlu derin dondurucu, aynı zamanda A+ enerji sınıfına ait, yani çok az elektrik harcıyor. Ön kapağı üzerinde bir LED ekran var ve tüm ayarları (kapağını açmaya gerek kalmadan) bu ekranı kullanarak yapabiliyorsunuz. Ben Uğur Soğutma’nın çevrimiçi mağazasını kullanarak satın aldım (https://satis.ugur.com.tr/) ancak Türkiye çapındaki bayilerden de alabilirsiniz. Bir derin dondurucu almaya niyetliyseniz, çift fonksiyonlu bu modele muhakkak bir göz atmanızı öneriyorum, kesinlikle pişman olmazsınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Mart 2017 Salı

16 Mart 2017 Perşembe

Müziksel :)







Gökçe Kılınçer 



Meğersem Cesur ve Güzel dizisinde kulağıma çalınan şarkının sahibesi bu hatuncukmuş ama ben kendisi geçen bir radyo programını dinlerken fark ettim. Sonra akşam eve gidince dinlemek istedim ve bildiğiniz müptelası oldum, belki siz benden önce keşfetmişsinizdir ama aranızda keşfetmeyenler var ise diye buraya bırakıyorum bir dinleyin derim. :)

Öpücükler

14 Mart 2017 Salı

Bugün BİM de DALİN mi var :)




Bu arada BİM A.Ş. de bugün Dalin ürünleri satışta bilginiz olsun yani bende sabah geçerken gördüm hooppp saat ebaktım 09:00 o zaman atı kurt misali BİM'e dalıverdim :)



Ayrıca BİM AKTÜEL kısmından da inceleyebilirsiniz. Benim aldığım şampuan, bebe yağı (kendimde kullandığım için ve normalde ciddi anlamda pahalı olduğu için ucuz bulunca bildiğiniz hunharca stok yapıyorum), yumuşatıcı, sıvı deterjan.... Eğer ki dalin ürünlerini seviyorsanız, kullanıyorsanız bence vakit kaybetmeyin pijama terlik BİM'e koşun derim ben :)

Odamızın Kısmi Aksesuarları


Cadımızın odası artık iyice bir şekil almaya başladı, odamız gelmişti biliyorsunuz ki. Eşyalarını da yavaş yavaş yıkayıp ütülemeye başlamıştık onlarda bitti sayılır hepsi dolabında yerlerini bulmaya başladı mis gibi vanilya kokusu ile :)

Bu arada toz vanilya temin ettim, mısır çarşısından almıştım arkadaş ne kadar pahalıymış vanilya kilosu 140TL idi :/ yani bana çok lazım değildi sonucta esans olarak gördüğüm için zaten cüzi bir tutarda alınması benim için kafi idi, nitekimde öyle yaptım ama arakadaş vanilyaısn sen ya :/ Gerçi allahın salatalığını geçen haftalarda markette 14,99TL ye görmüştüm vanilya 140TL olmuş çok mu :D bendekide soru işte peehhh neyse dönelim mevzumuza ne diyorduk.............


Evet odamız dıyorduk kıyafet dıyorduk süs diyecektim öyle çok bıcık bıcık süs istemedim odaya sade ama şık olsun :)


Efenim karşınızda el emeği göz nuru anneanne aksesuarları :)





İsmi gibi duru ama şık olsun istiyorum sanırım herşey :) Öyle kargacık burgacık görüntüler beni benden alıyor hiç hoşuma gitmiyor :/ 

10 Mart 2017 Cuma

9.3.2017' ye Özel :)




Dün bizim için çok önemliydi, 9.3.2013 de evet dedik biz, hastalıkta-sağlıkta-hüzünde-sevinçte-acıda-tatlıda-bir ömür aşk için evet dedik :)

Ama bu sene farklıydı bizim için ailemiz büyümüştü artık yeni koku, yeni bir ses, yeni bir can olacaktı evimizin içinde... Biraz heyecanla-biraz korkuyla-biraz sevinçle-biraz merakla tüm duygular ile beklediğimiz küçük bir cadı vardı :)

Öyle detaylı bir anlatım yapmak istemiyorum belkide birazı bana özel kalsın istiyorum sanırım bilemedim ama sadece paylaşmak istediğim bir şey var oda ikimizinde birbirimizden habersiz bir şekilde aynı şeyi düşünerek yaptırdığımız hediyeler :)

Duru ve Annesinden, Babaya olan hediye :) 
 Resimler zaten var idi kurbikler kızım ve benden babasına gitti. 
Bu arada kubikleri instagramda bir sayfa buldum Kurabiye Deposu  mutlaka bir göz atın derim, hele ki iletişimde olduğunuz Birgül Hanım nasıl insana güven veren bir hali var anlatamam, ayrıca Kurabiye Deposu tıklarsanız web sayfasına da ulaşabilirsiniz :) oradan seçiyorsunuz kodları verıyorsunu hooppp herşey vaktinde istediğiniz yere ulaşıyor hemd ehiç bir sorun çıkmadan şiddetle tavsiye ederim yani... hee bu arada bu asla bir reklam değildir memnun kaldığım ve paylaşmak istediğim için paylaşıyorum. 


Duru ve Babasından, Anneye olan hediye :)

Bunun yanında bi iki şey daha vardı ammaaa velakin bende kalsın :) Çok tatlı değiller mi ya :) 


Demiştim ya fazşla detaylı yazmayacağım bu yüzden burada sonlandırıyorum efenim :) 

9 Mart 2017 Perşembe

Bir Hamiş Gördüm Sanki :)





Günaydınlar herkesçiklere kocaman günaydınlar :)
Efenim 32. haftanın içindeyiz yavaş yavaş yaklaşıyoruz, bütün duyguların bir arada yaşıyoruz pek ir enteresan moddayız yahu :) 37. haftaya kadar çalışır durumdayım bakalım kımset dıyorum zaten Nisan sonu Mayıs başıda küçük cadımızı hayırlısıyla bekliyoruz :) 


Buraya bırakıyorum gün geldiğinde tatlı bir anı olarak hatırlarız :) Öpücükler, musmutlu, huzurlu günleriniz olsun inşallah :)

8 Mart 2017 Çarşamba

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ







8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu olsun... Her sene olduğu gibi bu senede vikipedi kaynaklı linki paylaşacağım.

8 MART   gene okuyalım, unutmayalım, aklımızdan hiç çıkmasın akıllardan hiç çıkartmayalım...

Bu arada Onedio.com tarafından hazırlanan bir video var muhakkak rastalmışsınızdır ben dün gece rastladım Kadınlardan Erkeklere Bir Mesaj var başlığı adı altında yayınlanan aşırı derece manidar bir video;

Kadınlardan Erkeklere Bir Mesaj Var


Bir başkasının gelip senin adına konumasını bekleme. Dünyayı değiştirebilecek olan sensin.
Malala YUSUFZAY

4 Mart 2017 Cumartesi

Durumuzun Odası :)



Babamız tarafından bugün evde hummalı bir çalışma mevcut, çünkü yarın Duru'nun odası gelecek :) 

Bu sebepten dolayıda babamız cunartesi günleri çalışmadığından dolayı odanın badanası yapmak gibi ulvi bir görevi var :) 

Bu arada odayı almadan önceden bayağı bir düşündük nereden alsak? Nasıl bir şey alsak? vbg. gibi sorular kafamızı tırmalarken o site senin bu mağaza benim derken bir bakmışım Silivribölgesine kadar bakmaya başlamışım :) "Gerçi silivri bize kapı komşusu- Beylikdüzünde oturunca :)" 
Biliyorsunuz ki artık İnstagram denen uyglamada ne ararsanız buluyorsunuz, bende ALBEBEK adlı mağazayı instagramda buldum başladım bakmaya beğendiğimiz odaları bir kenara kayıt ettik. Daha sonra dedik bir gidip bakalımbu tarz şeyler bakmadan alınmıyor sonuçta bir kaliteye sahip oluyorlar e bunuda bakmadan o dolabın kapağını bir açmadan o yatağın kenarına kşesine bakamdan anlayamıyorsunuz yada anlamk istemiyorsunuz :) 

Kalktık gittik silivriye mağazaya beğendiklerimizin dışında bir odaya karar verdik siparişini verdik :) 
Sipariş ortalama 20-25 gün içinde teslim ediliyor, ödemeyi ise oda kurulumu yapılmadan sizden tahsil edilmiyor, kurulum için geldiklerinde bakıyorsunuz aksi bir durum var ise gerekli iletişimi kuruyorsunuz ona göre hareket ediyorsunuz...  

Fiyat konusunda bir şey söylemiyorum piyasaya göre çok uygun olduğunu söyleyebilirim, kalite açısından ise en azından bizim seçtiğimiz canlı canlı kontrol ettiğimiz oda ile ilgili ve orada baktığımız başka odalar ile ilgili konuşabilirim oldukça iyi, yani bilindik marka sahibi mağazaların mobilyalarına vereceğiniz tonla para bana gereksiz gibi geliyor. 

Sizinde ilk aklınıza gelen bir sürü bebek odası satana mağazaya gittim baktım fiyatlar 4000TL-8000TL arasında değişiklik gösteriyordu hatta internetten bulduğum bir kaç mağazada 12-15 binlerde fiyatlar ile karşılaştım yani belki gereklidir bilemiyorum tamam biraz bütçe meselesi amam genede gerekli olamdığını düşünüyorum kendı adıma....


Bizim beğendiğimiz oda bu oldu , Pudra rengi, büyüyen ve sallanan karyola, 3 kapılı dolap ve şifonyer aynı görselde görülüğü gibi aslında direk babamızın beğendiği oda diyebiliriz, sanki kendisi yatacakmış kullanacakmış gbi beğendi yani öyle diyebilirim :) Artık duru yatmaya başlayana kadar kendisi mi yatacak bilemedim :) 


Şimdilik öperim , güzel hafta sonlarınız olsun :) 


17 Şubat 2017 Cuma

Tohum Bombası Mı?



Herkeslereee Miribaaaa,

Tatlı bir hamiloşluk geçiren ben yavaş yavaş zaman yaklaştıkça bazı şeylere daha çok öncelik vermeye başladım, mesela küçük cadımızın odasının siparişi olsun, odasının hazırlanması olsun, hastane olayları olsun, işte küçük organizasyonlar olsun kendi yağımızla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz :) 


Şimdi bakıyorumda herkes bir çikolata dağıtsın, br draje dağıtsın, işte kokulu sabunlar vesaire klasik şeyler bende pek klasik bir insan değilim bu yüzden teyzem ile bir araştırmaya daldık acaba ne yapabiliriz diye...  Aslında benim aklımda TEMA  ya bizim küçük cadı için fidan bağışı yapmak idi ve alacağımız doğum sertifikaları ile birlikte alacağımımz drajeler için küçük bir hediye paketi yapıp hem iş arkadaşlarıma hemde hastaneye gelecek olan yakınlarımıza dağıtmak olacaktı amma velakin Tema'nın bir fidan için 10 TL istediğini öğrenince bir geri adım attım doğrusu, güzel bir şeye vesile olmak için bile işin ticarete dökülmüş kısmında harcanıyorsunuz özellikle tme olmuş olması beni üzdü. sonrasında bir yakınımız vasıtası ile fidan temin edebileceğimizi öğrendikten sonra TEMA ile iletişime geçip elimizde şu kadar adet fidan olduğunu ve bağış yapmak istediğimi ve bunun için hiç bir hak talep etmeyeceğimi sadece bir resim istediğimi ilettiğimde bana cevaben geri dönüşleri ÜZGÜNÜZ....Dışarıdan bu tarz bağışalrı kabul etmiyoruz oldu.... Yani demek o ki aslında iş yeşilimizi güçlendirmek, doğamızı güçlendirmekten öte doğayı kullanarak para kazanmak olduğunu bir kez daha acı bir şekilde anladım. Peki dedik ne yapalım günümüzde insan dahil her canlı ya tahammülümüz yok e tabi doğayada hiç tahammülümüz yok olduğunu iyice benimsemiş oldu. Allahtan o kafada biri yapıya shaip yetiştirilmedim ve bende yetiştirmeyeceğim. NEYSE....

Biz ne yapsak nası yapsak diye düşünürken Teyzoş bana çok şahane bir fikirle geldi. 

TOHUM BOMBASI  :)

Daha önce duydunz mu? Aranızda belki duyanlar vardır ama ben ilk defa duydum ve duyduğumada aşırı derecede sevindim :) Şimdi DOĞA KAĞIT  tarafından temin edebildiğiniz Tohum Bombası  adlı ürünümüz on numara beş yıldız bir buluş :) 



Yeni ürünümüz Tohum Bombası %100 atık kağıtlardan el yapımı olarak üretilen ve içlerinde
12 – 16 çeşit kır çiçeği tohumu bulunan çevre dostu bombalardır. Tohum bombaları 3 boyutlu şekillerde de hazırlanabiliyor. Yakında yeni formlarını tüm mecralarımızda paylaşıyor olacağız. Tohum Bombalarını filizlendirmek ve büyütmek çok basit; herhangi bir toprağa bırakarak her gün sulayıp sürekli nemli kalmasını sağlamanız yeterli olacaktır. 1 hafta içinde tohumlar filizlenmeye başlayacaktır.




Bizde firma ile iletişme geçtik ve nasıl temin edebileceğimizi? fiyatlarını konuştuk açıkçası etrafımdaki herkese tavsiye edebileceğim bir durum bu :) Neden sadece çikolata veya draje veya lokum vbg. en azından düşünsenize ne kadar faydaı bir şey yapıyorsunuz tamam beki bir orman havasında olmayabilir ama önemli şeyler bunlar, eşiminingrafiker olması da bize fayda sağladı bizim kendimize ait logomuz bulunuyor şimdi o logımuzu biraz daha geliştirip artık bizim küçük cadımızıda logoumua ekleyip bir tasarım yapacak ve bir sertifika hazırlaycak cadımızın adına :) büyüdüğü kendini bildiği zamanlar geldiğind ene kadar güzel bir anı düşünsenize evinde kendisine ait kendi yaşında bir ağacı olacak :) 

Sizce nasıl ? He bu arada mutlaka doğa kağıt sitesini inceleyin çok hoşunuza gidecek :) 

Kaynak : DOĞA KAĞIT 

15 Şubat 2017 Çarşamba

Fikri Mühim - Breathe Right



Kimler gelmişşşşşşş :) 





Selamlar efeniiimmm,

Uzun süredir yaklaşık 4-5 senedir burun tıkanıklığı çekiyorum. Bunun nedeni burnum sağ tarafında et olması ayrıca kemik eğriliğinden dolayı da sağ tarafın tamamen tıkanması bu neden dolayıda özellikle akiamları uyurken uyku kalitemin neredeyse abartısız %80 düşüyor olması, rahat nefes alamadığınızda kaliteli bir uyku uyuyamıyorsunuz hatta akşamları uyku modunu geçelim gün içerisinde bile yaşam kaliteniz oldukça düşüyor. Çünkü bir düşünün devamlı ağzınızdan nefes almaya çalışıyorusnuz ne kadar sıkıcı ve rahatsız edici bir durum. Özellikle benim gibi ekstradan nefes darlığı problemi olan kişiler oldukça zor durumlar olabiliyor. 

E şimdi diyeceksiniz bugüne kadar neden ameliyat olmadın ? Doğru çok haklısınız ama şu son 1 seneye kadar bu kadar yoğun bir tıkanıklık yaşamıyordum bunun dışında ameliyat korkum var bu sebepten dolayı hep erteledim... Tam doktora gittim son durumumu öğrendim dedim o zaman yaz geçsin ameliyat olayım ne yapayım ben bu böyle olmayacak derken Hamile kaldım :/ ve tabi ki mecburen hamiloşluk durumumdan dolayı gene ertelemek zorunda kaldım ama tabi tıkanıklık safham iyice tavan yapmış vaziyette ve ben uzun zamandır burun bandı kullanıyorum, pardon nefes açıcı burun bandı :) (bazen siyah nokta bantalrı ile karıştırıyorlar). 

FikriMühim topluluğunu eminim biliyorsunuzdur, belkide sizde bizden birisinizdir :) Sıklıkla siteye girip bakarım geçenlerde siteyi ziyaret ettiğim zaman karşıma Breathe Right ile ilgili yayınlaşmış bir anket karşıma çıktı ve hemen gerekli anket çözülmüştür. Daha sonra anket ile ilgili sağolsunlar benide kampanyaya dahil gördüler ve denemem için Lavanta kokulu ürünlerinden bir kit yapıp gönderdiler. 

Az önce elime ulaştı, herhalde kocişimden çiçek gelse bu kadar sevinemezdim (aslında bir göndersedi iyiydi :) ) Bende bir gülümseme bir sevinç allahım ne mutlu oldum anlatamam bak çok ciddiyim dalga geçmiyorum, belki sen bilemezin burun bandı ile yaşamını sürdüren bir insana burun bandı denemesi için kit gelmesini :) 

Kargo poşetinden çıkardım paketi açtm ben lavanta kokusunun bu kadar ortalığa yayılacağını düşünmemiştim. Lavantayıda severim hani :) Şimdi evdeki burun bantları hiç trip atmasın kırılmak bozulmak yok diyerekten akşama gidince azıcık sizin papucunuzu dama atacağım çünkü sizlerin atası abiniz ablanız Breathe Right geldi efenim, kendisini lavanta kokusu hali ile bir deneyeceğim ve sonra sizinle sabaha kadar nasıl deliksiz bir uyku geçirdiğimi paylaşacağım. :)

Bakalım ne kadar memnun kalacağız ? Sonuçta belki diğer ürünleri kadar memnun kalmayacağım veyahut diğer ürünlerinden ziyade lavanta kokulu bandını on numara bulacağım henüz bilemiyorum akşama eve gider gitmez makyajı suratımdan atar atmaz heen bandı takacağım artık yarın ki iş yoğunluğuma göre hemen sizler ile paylaşımda bulunacağım. 


Öperim çok :) 

He bu arada şurada doğurmama ne kaldı ki Nisan sonu - Mayıs başı, çok vakit bulamıyorum aslında yazacak çok şey var ama bakalım kısmet öperim tekrar :) 

7 Aralık 2016 Çarşamba

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

Haydar Çolakoğlu teb genel müdür

haydar çolakoğlu kimdir

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

19 Ekim 2016 Çarşamba

Benim Güzel Hamileliğim :)










Çılgın aileye çılgın bebeğin gelmesine daha çok var diyeceğim ama 3. aya yaklaştık ne ara 3 ay oldu ben bile şaşkınım yani. Sanki daha 1 hafta önce öğrendim gibi geliyor ama yok arakadaş öyle böyle derken 3 ayı devireceğiz :)

Henüz cinsiyeti belli değil bakalım önümüzdeki çarşamba kontrolümüz var eğer isterse belki gösterir kendini :) Bence gösterse iyi olur çünkü merak içinde olmanın dışında alışveriş yapamıyorum doğru düzgün :) elim hep pembelere gidiyor ama alamıyorum öyle baka bakaaaa uzaklaşıyorum olduğum yerden. Şimdilik renk skalamız beyaz-turuncu-yeşil falan ötesine gidemiyoruz :)



Tam olarak sağlıklı beslenme yönünde ilerliyorum, ben ki ayda bi balık yıyordum şimdi hafta bir balık yemek mecburiyetindeyim, ben ki enginar kereviz ikilisinden nefret ederdim geçen akşam enginar yaptım burnumu kapaya kapaya yedim. Ama tabi arada makarnamıda yiyorum can bu çekiyor bir şekilde.
























Kahve bağımlısı ben ve sigara içmedeğim zaman baş ağrısı yapan ben öğrendiğim gün bu iki meletide bırakmış olmama ne demeli, hayır yani sigara dumanından bile midem kalkıyor o derece yani :) EVDE - ARABADA - WC de sigara içmek katiiii süretle yasak artık :) Yani canlarım bize gelen ya balkonda sigarasını içecek ama mümkünse kahvehaneye çevirmeyecek çünkü perdelerime koku siniyor habire perde yıkayamam yada içmeyecek :)


Hafta bir belki iki haftada bir kaçamak yaptığım tek kahve türk kahvesi  :) oda zaten benim kendimi şımartmam olarak nitelendirilebilir :)


























Bu arada şükür hala mide bulantım ve baş dönmem gibi durumlarım yok, çok nadir arada bir mide bulantım oluyor ama genel olarak zaten midesi sorunlu bir insanım bu yüzden aşırı derecede bir sıkıntım yok, umuyorum ki olmaz :)


Şimdilik bu kadar devamı elbet gelecek :)




21/10/2016 Vizyona Girecek Filmler



Jack Reacher: Never Go Back & Jack Reacher: Asla Geri Dönme
Fragman

Yönetmen koltuğunda Edward Zwick oturuyor, Tom Cruise hem yapımcılığını üstlenmiş hemde başrolde, Robert Knepper, Cobie Smulders, Aldis Hodge ve Holt McCallany filmin kadrosunda.
Fraagman güzel yani atraksiyonlu filmleri severim o yüzden izlerim, yalnız herşeyi bir kenara bırakında Tom Cruise yaşlanmış be arkadaşlar :) 




İkimizin Yerine
Fragman

Yönetmen : Umur Turagay
Oyuncular : Nejat İşler, Serenay Sarıkaya, Zerrin Tekindor, İştar Gökseven ve Özgür Emre Yıldırım


Küçük bir kasaba, tekdüze bir hayat bu hayatın içinde sıkışıp kalmış bir kız ama hayatı istanbuldan gelen Edebiyat öğretmeni ile değişecektir. Zaman geçtikçe ortada bir aşk filizlenmiş olacak, her ne kadar edebiyat öğretmenimiz Doğan bu aşktan uzak dursada başarılı olmayacak.... 


Aşk filmlerini pek sevmem ve bunu her daim dile getiririm ama bazı filmler gerçekten izlenesi oluyor, bugüne kadar izlediğim çoğu aşk filmi yabancıdır, yerli filmler bir elin 5 parmağını geçmez ama snaırım bu film ile 6 olacak... Garip bir merak uyandırıd bence :) 



İllet


Soner Acar yönetmen koltuğunda, Engin Alkan, Soner Acar başrolleri paylaşıyorlar.

Açıkçası fragman bulamadım yanizaten pek sevmiyorum böyle serileri o yüzden izleyeceğimide sanmıyorum ama sevenleri var tabiki sonuçta hepimiz aynı zevklere sahip olamayız değil mi ? :) Umarım sevenker izleyip beğenriler :) 


Bling & En süper Kahramanlar 

Fragman

Yönetmen : Kyung Ho Lee

Seslendirenler : Carla Gugino, Taylor Kitsch, Tom Green, Jason Kravits


Yaaaa işte film dediğin böyle olur :) Yaşasın Animasyon :) çok seviyorum ne yapayım herhalde çoçuğumla oturup saatlerce animasyon filmler izleyebilirim bu konuda çok şanslı umarım sever :) 


Defne'nin Bir Mevsimi

Fragman

Hande Subaşı, Gökhan ALkan, Macit Sonkan, Mert Öcal, Murat Karasu başrolleri paylaşıyorlar.

Benim bir entersanlığım var nedense filmlerin konusundan çok fragmanı ile ilgileniyorum eğer fragmanı beni ufakta olsa etkilerse tamamdır o film ki genelde de hislerimde haklı çıkarım.
Bu filmi izlemek istiyorum sadece o kadar :) 


Dream & Rüya 

Fragman

Yönetmenliğini Dervş Zaim'in üstlendiği filmin başrollerini ise; Gizem Erdem, Ebru Helvacıoğlu, Mehmet Ali Nuroğlu, Enis Arıkan paylaşıyor. 


Hani derler ya film içinde film bana bu hissiyatı yarattı, yani belki gidip sinemada izlemem ama böyle puslu, serin bir hava battaniye altında izleyebileceğim ve sanırım izlemekten keyif alabileceğim bir film gibi duruyor. Battaniye olayı genelde romantik aşk fimlerinde yapılır bilirim ama bende aşk filmi olayı yok :) 


Middle School: The Worst Years Of My Life & Ortaokul: Hayatımın En Kötü Yılları

Fragman


Yönetmen: Steve Carr
Oyuncular: Griffin Gluck, Andrew Daly, Rob Riggle, Lauren Graham, Isabela Moner 

Koş koş ergen çağı filmi geldi :) hepimizin ortaojul yıllarında sıkıntıları, asilikleri olmuştur değil mi ? Heh işte buda tam o zamanlarımızı anlatan bir film. Dayatılan kuralların çok sinir bozucu olduğunu düşünen ve yasaklar çüğnenmek içindir deyiminin hakkını tam anlamı ile veren bir arkadaş grurubu olarak filmin gidişatını belirler :) 

Ben izlemem, hiç ilgimi çekmedi ama izleyenlere şimdiden iyi seyirler dilerim :)



Valla profesyonel film  yorumu yapmıyorum burada, sadece bakalım bu hafta bizi hangi filmler karşılayacak durumu sergiliyorum. Umarım izleyecek bir film bulur ve izlediğinizde de keyif alırsınız. Hangi filme gitmek istediğinizi seçmek için bolca vaktiniz var, kolay gelsin :) Şimdilik öpücükler 



Kaynak : Sinemalar.com

18 Ekim 2016 Salı

Laktozsuz Süt ve Laktozsuz Ürünler Hakkında Her Şey

Laktoz nedir? 


Süt ve süt ürünlerinin içinde bulunan doğal süt şekeridir.


Laktoz intoleransı nedir? 


Laktozun sindirilmesi için laktaz enzimi gerekir. Eğer vücutta yeterli miktarda laktaz enzimi bulunmuyorsa, laktoz intoleransı var demektir.


Laktoz İntolerans belirtileri nelerdir?


Laktoz intoleransı sütün içindeki laktozun sindirilemediği durumlarda ortaya çıkar. Süt içince karın şişkinliği, karın ağrısı, gaz, mide bulantısı görülebilir. Bu tarz sorunlarınız varsa süt ve süt ürünleri tüketmekten vazgeçmek yerine Laktozsuz Süt’ü tüketebilirsiniz. Belirtilerin şiddeti tüketilen laktoza ve kişinin ne kadar laktozu tolere edebildiğine göre değişir. Belirtiler süt ve sütlü ürünlerin tüketimini takiben yarım saat ile 2 saat arası sonrasında kendini göstermeye başlar. Süt içerdiği kalsiyum, protein, yağlar, vitaminler ve mineraller açısından temel besin gruplarındandır.


Yaşam boyu sağlıklı olmak için her yaş döneminde ihtiyacınız olan türde ve miktarda süt içmeniz gerekmektedir.


Laktoz intoleransınız varsa ne yapabilirsiniz?


Laktozu azaltılmış veya laktozsuz süt ve süt ürünleri tüketebilirsiniz.



Laktozsuz süt ve laktozsuz yoğurt nasıl üretilir?


Laktozsuz süt ve laktozsuz yoğurt, sütün içindeki laktozun laktaz enzimi ile parçalanması sonucu elde edilir. Laktaz enzimi katkı maddesi ya da koruyucu değildir. Ürünün prosesi sırasında görevini yerine getirip, son aşamada aktivitesini yitirerek ürünün içerisinde kalmaz.


Laktozsuz süt ve laktozsuz yoğurt neden daha tatlıdır?


Laktozun glikoz ve galaktoza parçalanması nedeniyle, standart süt ve yoğurttan daha tatlı hissedilen ürünlerdir. Hissedilen tatlılık doğal şekerlerdendir, ilave şeker içermez.


Laktozsuz süt sizin için uygun mu?


Laktozsuz süt, sütteki laktozu sindiremeyen ve süt içince şişkinlik, ağrı, gaz ve bulantı sıkıntılarını yaşadığı için süt tüketemeyen kişilerin rahat şekilde süt içmelerini ve sütün besin değerlerinden faydalanmalarını sağlamaya yardımcı olur.


Neden Laktozsuz Yoğurt tüketmelisiniz?


Laktozsuz Yoğurt, laktoz intoleransına karşı hem sağlık faydası sağlamakta, hem de tatlılık derecesinin yüksek hissedilmesi nedeniyle şeker kullanılması gereken ürünlerde şeker azaltmaya imkan tanımaktadır. Bu nedenle ara öğün olarak sade ya da müsli karışımı gibi bir alternatifle tüketilmeye çok uygundur, hissedilen tatlılık doğal şekerlerdendir, ilave şeker içermez. Ayrıca, 100 g laktozsuz yoğurt günlük kalsiyum ihtiyacının %23’ünü karşılamaktadır.


Laktozsuz süt ve yoğurt tüketmenin zararı var mıdır?


Laktozsuz süt ve yoğurt tüketmenin hiçbir zararı bulunmamaktadır.


Pınar Denge Laktozsuz Süt ve Yoğurt hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.



 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Ekim 2016 Salı

Sinema Sevdalısı :)




Miss Peregrine's Home for Peculiar Children
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

Yönetmenliğini Tim Burton'ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda; Asa Butterfield, Eva Green, Terence Stamp ve Samuel L. Jackson bulunuyor. 

Film 30 Eylül 2016 da vizyona girdi, aranızda şimdiye kadar gitmiş olanlar mutlaka vardır hele ki Tim Burton hayranı iseniz çoktan izlemişsinizdir :) Benim daha gecen akşam gitmeye fırsatım oldu daha doğrusu işten çıkıp trafikten dolayı eve gidemeyince o zaman dedik sinemaya gidelim ne yapalım yolda gecireceğimiz zamanı en azından keyifli bir şey yaparak geçirelim, e filmede gitmek istiyordum bahanesi oldu diyelim :) 

İzlemekten nasıl keyif aldım anlatamam, açıkası bitmesin istedim yani devam edebilridi ben izlerdim, böyle kursağımda kaldı keyif, yetmedi bana yani :) Bence gitmediyseniz bir an önce biletinizi alın ve izlemeye gidin derim ben :) 

Sıradaki gitmek istediğim film ise;




14 Ekim 2016 Cuma günü vizyona girecek hemen cuma akşamı gitmem ama belli de olmaz :) 


Ron Howard yönetmen koltuğunda,
Tom Hanks, Ben Foster, Omar Sy, Irfan Khan ve Felicity Jones başrolleri paylaşıyor.


Bence izlemeye değer hele bir de DaVinci Şifresi ve Melekler & Şeytanlar filmlerini izlediyseniz e bu filmi kaçırmayın derim ben :) 








30 Eylül 2016 Cuma

Ben Geldim....



Ne kadar uzun zaman olmuş, en son 17 Haziran 2016 da bir giriş yapmışım, nasıl çıkmış aklımdan, nasıl unutmuşum buraları ben.... Vakitsizlikten mi ? Bilmem belkide...

Aa buldum buldum bende ünlü hastalığına yakalandım belki "Tükenmişlik Sendromu" ama ünsüz olanından :) Aslında biraz vakitsizlikten biraz isteksizlikten biraz kendim ile baş başa kalmak istememden böyle ortaya karışık diyelim :) 

Bu zaman zarfı içerisnde ne yaptım ? açıkçası eğer şarz edilebilme özelliğim olmuş olsa idi tam anlamı ile bir robot oldum diyebilirdim çünkü tam manası ile bir robot gibi yaşamaya başladım en azından başlamıştım... Şöyle ki;


* Alarm 06:00 + 06:15 + 06:30 + 07:05 çalmaya başlar.

* 07:05 alarmı çalmadan uyanılır ve alarmın çalması beklenir.

* 07:05 alarm çalar, uyandım şöyle bir gerindim ve poofff kalktım

* Lavabo el yüz yıkama faslı, evin perdeleri açılsın cam açılsın

* Kavun'un mama-su durumları kontrol edilsin

* Akşamdan hazırlanmış olan kıyafetler giyilsin

* Ve en geç 07:40 da evden çıkılsın 

* 10-20 km hız ile git dur.... dur..... dur... 10 km hız ile git ve dur..... dur.... dur.... bu şekilde tam olarak 1,5 - 2 saat geçir

* 09:00 ramak kala ofise gel parmağını bas ( teşekkürler ) yetmedi manuel olarak mesai giriş-çıkış tablosuna da yaz giriş saatini

* Sonra bekle bekle bekle çalış bekle çalış bekle bekle bekle yemek arası sonra çalış bekle bekle.....

* Hoopp 18:00 oldu tam olarak mesai bitimine 30 dk var ama nedense o 30 dk bir türlü geçmez

* Saat oldu 18:30,  gün içerisinde hazırladığın 3 adet raporu tüm dünyaya(mecazi) mail at, parmak bas (teşekkürler), olmazdı yetmez mesai giriş çıkış tablosuna da yaz 


* 10-20 km hız ile git dur.... dur..... dur... 10 km hız ile git ve dur..... dur.... dur.... bu şekilde tam olarak 1,5 - 2 saat geçir, saat 20:00 - 20:30 eve geldin


* Sofrayı hazırla, yemekler ısınırken ortalığı topla vbg. yemek ye sofrayı kaldır mutfağı topla he bu arada saat oldu 22:30 falan 

* Yarın giyeceklerini hazırla arada bir gelip geçerken tv ye bak tabi saat oldu 23:30

* Duş al, dişleri fırçala, kapıyı bacayı kitle saat oldu 00:30 yat uyu sabah aynı şekilde kaldığın yerden devam....


Doğal olarak ne bir yere gitmeye, ne bir şey yapmaya hiç bir şeye vaktinde olmuyor, takaatinde kalmıyor, hal böyle olunca sendromun tükeniyor, hayata bakış açın değişiyor, mutsuzlaşıyorsun-umutsuzlaşıyorsun.... Sonra araya Ramazan Bayram'ı girdi tatile gittik yaklaşık bir 10 - 12 gün yoktum hem keyfim yerine geldi hemde bir tık sendromumu yerine koydum.. Derken istanbul'a döndükten sonra Pilates'e başladım dedim madem eve geç gidiyorum o zaman haftanın 2 günü dahada geç gideyim tarfikte geçirdiği vakti Pilates yaparak geçireyim, çok iyi geldi, resmen yeniden hayata döndüm gibi bşi oldu bu şekilde devam ediyordum kiiiiiiiiiii sonra çok daha güzel bir şey oldu :)

Aileye 3. bir fert geldiğini öğrendik, şimdi tamamen odak noktamız küçük fasülyemiz :) 

Bu süreçte bakalım neler yaşayacağım :) oohhh yazmakta çok iyi geldi şimdilik öperim sizi kocaman :) 


Sevdiğin Sanatçılara Oy Vermek ve Kırmızı Halıda olma şansı yakalamak için son gün Pazar günü!

Bu yıl 43.’sü düzenlenecek olan Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde televizyon ve müzik dünyasının yıldızları sizin vereceğiniz oylarla parlıyor. Oylamaya katılarak sevdiği sanatçıları ödüle bir adım daha yaklaştırdıktan sonra güçlü ve sağlıklı görünen saçlarıyla fotoğrafını paylaşan 10 kişi, ayrıca geceye katılarak benzersiz deneyimler yaşama fırsatı yakalıyor.


Bu yıl 43.'sü gerçekleşecek Türkiye’nin en prestijli ödül töreni “Pantene Altın Kelebek Ödülleri” için oylamada son hafta! Sevdiği sanatçıları oylarıyla destekleyenler arasından seçilecek 10 kişi ayrıca geceye Pantene’le hazırlanacak, kırmızı halıda sevdiği sanatçılarla tanışma fırsatı kazanacak.

Türkiye’nin sevilen yıldızlarını bir araya getiren “Pantene Altın Kelebek” ödül töreni heyecanına katılmak çok kolay. En sevdiği sanatçılara oy verdikten sonra güçlü ve sağlıklı görünen saçlarıyla fotoğrafını paylaşan katılımcılar, ödül gecesinde benzersiz deneyimler yaşama şansı yakalayacak. Seçilecek 10 kişi geceye Pantene’le hazırlanacak, alanında uzman kişilerden tavsiyeler alarak kırmızı halıda parlayan saçlarıyla yürüyecek.

Oylamaya katılmak ve gecenin yıldızı olmaya hak kazanmak için: http://www.pantenealtinkelebekodulleri.com/

Sosyal medyada  #PanteneAltinKelebek etiketini ve Pantene Türkiye Instagram ve Youtube sayfalarını takipte kalın!









Bir boomads advertorial içeriğidir.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İletişim Güzeldir :)

Ad

E-posta *

Mesaj *