Biraz ondan, biraz bundan, biraz şundan, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir sayfa olsun dedim :) Hadi biraz ortalığı dağıtalım, Bana eşlik etmek ister misiniz ? :)
4 Mart 2019 Pazartesi
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DOĞRU GELİYORUM :)
Kocaman mutlu haftalar diliyorum:)
Benim bu içimi dökme durumum biraz uzun sürecek sanırım çünkü uzun zaman oldu yazmayalı, paylaşım yapmayalı :)
En son nerede kalmıştık ameliyat diyordum, Nisan ayında ufaklığın göz kontrolü var diyordum velhasıl kaldığım yerden devam edebilirim ( bu arada klavyeye dokunmayı özlemişim 10 parmak kullananlardan olduğum için ayrı bir keyif veriyor bana şu anda )
Tabi biz şimdi Nisan ayında gideceğimiz kontrolü bekliyoruz her ne kadar bugüne kadar tüm süreç sağlıklı ve başarılı atlatılmış olsa da sanırım bu acaba duygusu, bu tedirginlik duygusu bizi hiç bırakmayacak tabi ki yeter ki sağlık olsun tedirginlik bir şekilde bastırılabilir diyorum...
O zamanlar tek sıkıntımız bu durumda değildi Beylikdüzünde bir sitede oturuyorduk fakat giriş katında idi evimiz altımız depo idi boş ne kağısı ne penceresi olan bir yerdi çocuk yok iken biz sabah işe giden akşam evine gelen insanlar olduğumuz için kışın sorun yaşamıyorduk, doğalgazı ne kadar açarsak açalım evi bir türlü ısıtamıyorduk hem ödediğimiz para hem üşümek bir yandan bizi daraltıyordu ama bi şekilde 2 baş olduğumuz için taşınmayı erteliyorduk birde benim işim bana yakın idi... Amma velakin çocuk olduktan sonra bu ciddi bir problem olmaya başladı evin yerini ısıtamadıktan sonra istersek sonun kadar yakalım o kombiyi hiç bir faydası olmuyordu e bu minnak emekleyecek, yerlere oturacak,keşife çıkacak vesaire vesaire ne yapacağım bir odaya kapatıp hapis mi edeceğim :/
O zamanlarda annemlerde (kendi ailem) ev sahibinin oğlu evleneceği için (film sanki) bulundukları evden çıktılar ve şansa bizim sitede bizim blokta 4 kat üstümde boş daire buldular ve oraya taşındılar ve biz ameliyat, doktor, hastane, doğum bla bla derken bayağı açılmış olduk bu sebepten dolayıda taşınmayı ertelemek mecburiyetinde kaldık ( bir evi taşımak en az 10 bin tl, yok depoziti, yok peşinatı, yok emlakçı komisyonu, yok nakliyesi ) ve çareyi en azından bir kışı yukarıda annemlerde geçirmeye karar verdik... Var olan evimizi kapatıp (kapatıp derken tabi ki ev duruyor kalmadığımız eve her ay kira ve aidat ödedik ) yukarıya taşındık bir kış boyunca ve kış dediğimiz Aralık-Ocak-Şubat ama ufak bebeğiniz var ise o kış 3 ay olmuyor malesef (mevsimsel sıkıntıları düşünürsek ne demek istediğimi anlamışsınızdır). Uzun bir süre annemlerde salonda yaşadık, ev içine ev kurmak zorunda kaldık her akşam yere uyku alanı kur, her sabah yatak odası halini salona çevir, 1 oda içinde yaşa :/ Ne olursa olsun kendi ailen annen-baban her zaman allah razı olsun bir gün bile yeter dediklerini ne duydum, ne gördüm ama diyorum ya ev içine ev kurduk psikolojik olarak insan kendini diplerde hissediyor zaten bedensel değişikliklerin olmuş, çocuğun ameliyat olmuş, bir sürü borcun var, doğru düzgün kendine bakamıyorsun vb. kendini bu durumda eksik, yetersiz hissediyorsun... E tamam annen baban onlar senden bir şey beklemiyolar ama insan işte sen kendini borçlu hissediyorsun, düzenlerini bozmuşsun, yük olmuşsun, +3 boğaz olmuşsun bir yandan kendi maddiyatını halletmeye çalışırken bir yandan aynı evi paylaştığın için bir şekilde katkıda bulunmaya çalışıyorsun e tabi bu sırada eşim Beylikdüzünden - Beykoza işe gidip geliyor her gün sabahın kör vakti yola çıkıyor akşamın bir vakti eve geliyor hayatı yollarda geçiyor.
Öyle yada böyle biz bu şekilde uzun bir süre (kış-sonbahar diye adlandırabiliriz bu uzun süreyi) bu şekilde hayatımıza devam ettik, devam etmeye çalıştık... Ama duru prenses iyice ayaklanmaya başladığında ve artık yaz tamamen yüzünü göstermeye başladığında (ki temmuz - ağustos aylarında bile bizim ev serin oluyordu tabi yazın serinlik mükemmeldi sadece 2 kişi iken ) artık önümüz kışı da yukarıda annemlerle geçiremeyeciğimizi iyice fark ettik, sonuçta büyüyen bir kızın var ve kendi alanı olması gerekiyor bir şekilde evini bilmesi gerekiyor ve kışları yukarıda, yazları kendi evinde nereye kadar olabilir ki... Ani bir karar ile (gerçi ani diyorum ama kendi içimizde ne muhasebeler yaptık, aldık oraya koyduk, oradan aldık başka yere koyduk vesaire...) ve taşınmaya karar verdik ve kızımızın da daha güzel bir semtte büyümesini istedik e madem taşınıyoruz o zaman eşimin işine yakın olsun dedik başladık ev aramaya... İSTİKAMET ANADOLU YAKASI
Yalan olmasın bu kararı alıp evi bulmamız çok uzun sürmedi yani zaten hep bakıyorduk ev ama işi iyice ciddiyete binince taş çatlasın 15 gün falan sürdü tabi ev bulma konusunda da şanslıydık çok çok uzun süre araştırmadık ve en sonunda Beykoz da aradığımız evi bulduk aslında şu an oturduğumuz evi evet buraya da bakalım ama yani içimizde, aklımızda kalmasın pek ısınamadık güdüsüyle gelip baktığımız ve bakınca tamam tutuyoruz dediğimiz bir ev oldu bizim için... Tabi hızlı hareket etmemiz gerekiyordu ay sonu gibiydi yanlış hatırlamıyorsam boşaltacağım eve tam kira vermemek için bir an önce evi boşaltıp taşınmamız gerekiyordu.
Bir baktım evi kolilemişiz, bi baktım nakliye gelmiş, bi baktım bütün ev yeni eve taşınmış, bi baktım ay bu ev nasıl yerleşecek ( e bi yandan ufaklık annemlerde 10 gün falan annemlerde kaldı ) derken biz 10 günde evi oturulabilir hale getirdik çok şükür...
Ay tamam yeter bu kadar gene destanlar yazmışım çok uzun olmasın sıkılırsınız sonra :)
Her zaman ki gibi buraya kadar okuduysanız derdime ortak olduysanız o güzel yüreklerinizden öperim :)
Ben gene fırsat bulunca devam edeceğim sevgiler :)
Kendinize çok çok iyi bakın :)
21 Şubat 2019 Perşembe
TEKRAR HOŞGELDİM :)
Selamlar.... Selamlar... Selamlar... :)
Uzun bir aradan sonra tekrar az bir zaman dilimi bile olsa kendime vakit ayırmaya başlayabildim... Arkadaş etrafımdan hep duyardım da inanmazdım ama gerçekten de öyle oluyormuş.
Hayat kurulu bir düzende gidiyordu herkes gibi yaşamaya çalışıyorduk, işimizde gücümüzdeydik... Herkes gibi sabahın 06:00 'nda kalkıp yollara düşüp 09:00 da başlayacak olan işimize doğru yol alıyorduk, akşamda mesaimizin kaçta biteciği belli olmayan saat dilimlerinde çıkıp evimizin yolunu tutuyorduk evet belki şikayetçiydik ama bunu bile isteye yaşıyorduk çünkü bize dededen hanlar hamamlar kalmamıştı ve bir şekilde bu düzen içinde kaybolmaya mahkumduk...
Bir gün işte baştan aşağı hayatımızı değiştirecek haberi aldık :) SAKİN!!! bu güzel bir haber :) HAMİLE olduğumu öğrendim :)
Ve işte o zaman tüm benliğimi şaşkınlık, sevinç, korku ve buna benzer duygular kapladı... HAZIR MIYDIM? HAZIR MIYDIK? Yaşayıp öğrenecektik evet ama o korku işte birden tüm vücudunu sarıyor. Bir süre korkuyu bir kenara atıp şaşkınlık ile sevinci harmanlayıp ortaya çıkan şaşkoloz duyguyu yaşamaya karar verdim yani en azından ben kendi adıma bunu yaşadım eşim o anda hangi duyguyu yaşamaya karar verdi inanın bilemiyorum :)
Tabi ki muhteşem işimde çalışıyorum o sıra ve 37 haftaya kadar da gittim hamiş hamiş valla canım çıktı her gün trafik iş stresi vesaire derken 37 hafta nasıl geçti anlamadım ama artık izne çıkma zamanım geliyordu ve bende biraz erkene çektim ki biraz dinlenmek istedim (zaten çıkmasaymışım ya şirkette yada yolda trafikte doğuruyormuşum) izne çıktım 3 gün üst üste doktorum çağırdı zaten 3. gün için sen hazırlığını yap hastaneye yatacakmış gibi gel dedi :) VE izne çıkayım da dinleneyim oluşumuna hiç giremeden bir maceraya atıldım 15 gün kadar erken geldi bizim bıdık normal doğum diye gittim en sonunda sezeryana aldılar suni sancı ile bile gelmedi hanımefendi (ama doğması gerekiyordu çünkü suyu azalmıştı ve malum kordon sıkıntısı)
İşin kötü tarafı sezeryan demek narkoz demek, epidural demek ve ben narkoz denen bu zamazingodan hiç haz almıyorum evet itiraf ediyorum korkuyorum :/ o yüzden tam narkoz yerine epidural tercih ettim hemde zaten normal doğum istiyordum en azından ufaklığı çıkardıklarında bilincim yerinde olsun istedim o anı kaçırmak istemedim zaten son aşamada gene azda olsa bir narkoz veriliyor çünkü dikiş anı hafızamda yok :) Tabi sezeryanın en berbat tarafı uyandıktan ve narkozun etkisi geçmeye başladıktan sonra oluyormuş o nasıl bir acıdır allahım nasıl bir sancıdır... Yürümek, konuşmak, hapşırmak, tuvalete gitmek ızdırap ötesi bir durum. Hala gözümün önüne geliyor sanki o acı tekrar vücudumu kaplıyor, tuvalete giderken deli gibi sancıdan acıdan ağladığımı hatırlıyorum ( hatta benim ağlamama dayanamayıp eşimin bayıldığını hatırlıyorum gerçi bunu herkes hatırlıyor :) )
Ufaklığı alıp eve gelince bir garip oluyorsun ne yapacağım şimdi ben? ve buna benzer sorulardan kendini alamıyorsun he bu arada kızım 2 yaşına basacak ben bu soruları hala soruyorum kendime sanırım uzunca yıllar soracağım :) Ama öyle böyle derken zaman geçip gidiyor, bir bakmışssın 40'ı çıkmış, aa bir bakmışsın 3 aylık olmuş, hoop 5 aylık diye diye 1 yaş doğum günü kapıya dayanıyor :) ama tabi bunlardan önce biz sıkıntılı bir durumda yaşadık allaha şükür atlattık fakat kızımın her iki gözünde de doğuştan katarakt çıktı (eşimde mevcut babadan kızına geçiş yatı) bizim bu durumu erken fark etmemiz gerçekten muhteşem oldu ve eşimin yaşadığı sıkıntıları da göz önünde bulundurursak şükür ki erkenden fark ettik diyebiliyorum. yanlış hatırlamıyorsam 4,5 - 5 aylıktan itibaren doktor gezmeye, doktor araştırmaya başladık nerelere gittik, kimlere gittik off çok uzun ve sancılı bir süreç bunlara hiç girmeyeceğim ama sonunda öyle bir profesör bulduk ki rabbime binlerce kez şükürler olsun... Alanında gerçekten 1 numara parmakla gösterilen biri... Kendisine gittik uzun uzun anlatımları, kontrolleri sonrasında 6 aylık iken ameliyat olması gerektiğini bize iletti ve birden o sezeryan acısı gitti ve her hücrem alt üst oldu 6 aylık bir bebek nasıl ameliyat olabilirdi? Narkoz alacaktı, daha küçücüktü, 2 göz nasıl bekleyecektim ameliyathane kapısında nasıl teslim edecektim offf yazarken bile içim parçalanıyor :(
*Hep diyorum allah herkese sağlık versin özellikle bebekler, çocuklar hep sağlıklı olsunlar.*
Ama diyorum ya karşımıza çıkan doktorumuz, hastanemiz (Liv Hospital da oldu ameliyatı) gerçekten bizim şansımız idi... İşin maddi kısmı evet bizi biraz hırpaladı ama o kısmından öte tek temennimiz kızımızın bu durumdan kurtulmasıydı. 2 gözünde bulunan katarktlar temizlendi ve her iki gözede göz içi merceği takıldı bu ameliyat yaklaşık 3-4 saat sürdü. Doktorumuz bu konuda hem uzman hemde aşırı titiz zaten daha öncede yaptığı bir ameliyat bu yüzden bu konuda içimiz çok rahattı ama ameliyat bu her şey olabilir malesef ki...
o 3-4 saat bana yıl gibi geçti hata geçmedi desem yeridir. Tabi bununla bitmiyor birde ameliyat sonrası narkoz etkisi mevcut yetişkin olsan bir şekilde atlatıyorsun ama bebek olunca, çocuk olunca elin ayağın tutmuyor elinden bir şey gelmiyor çünkü neyse o anları ne ben tekrar tekrar yaşamak istiyorum ne de sizi sıkmak istiyorum...
Sonuç olarak kuzumun ameliyatı başarılı geçti, ameliyattan sonra uzun bir süre her yeni hafta doktorumuzu ziyaret ettik, kontrollerimiz yapıldı 10 gün kadar özel yapım bir gözlük kullandı, gözlüklü hali pek komikti bilgin şirine olmuştu resmen :) sonra gözlük takmaya da ihtiyacımız kalmadığını söyledi doktorumuz, en son 2 ay da bir kontrole gidiyorduk, şimdi 6 ayda bir gitmeye başlayacağız umuyorum halen her şey güzel gidiyordur bir aksilik yoktur Nisan ayında kontrolümüz var bakalım...
Ooooo bayağı yaz yaz bitirememişim ben yalnız sanırım şimdilik burada kesmeliyim :) yoksa roman olacak bu hayır kitap mı yazsam acaba bu ara moda oldu da :)
Tabi ki bu kadar değil 1,5 senede neler oldu neler ama şimdilik bu kadar yeter diyelim, kaldığımız yerden devam ederim,
Eğer buraya kadar sıkılmadan okuma nezaketini gösterdiyseniz çok çok teşekkür ederim :)
İletişime geçmek isterseniz bir yorum kadar, bir mail kadar yakınım size :)
Sevgiler
21 Kasım 2017 Salı
Çift Fonksiyonlu Derin Dondurucu

İlk önce çift fonksiyonlu derin dondurucunun ne demek olduğu ile başlayalım, zira ilk duyduğumda ne anlama geldiğini ben de anlayamamıştım. Klasik derin dondurucular sadece “derin dondurma” yapıyor, yani içlerindeki tüm gıda ve besinleri -16 / -24 arasındaki bir sıcaklıkta depoluyor. Bunun avantajı, bu sıcaklıkta hemen tüm besinlerin kullanım ömürlerinin son derece uzun olması. Yani yazın dondurduğunuz bir gıdayı, kışın ilk günkü tazeliği ile tüketebiliyorsunuz. Ancak derin dondurma uzun süreli bir çözüm ve kısa sürede tüketmeniz gereken gıdalar için yeterince pratik değil. Aynı şekilde, su oranı yüksek besinler (karpuz, üzüm, vs.) derin dondurma işlemi için pek uygun değil, zira içlerindeki su kristalleşiyor ve gıdanın lezzeti bundan etkileniyor. Bu türden gıdalar için derin dondurucu değil, “soğutucu” kullanmak gerekiyor.

İşte çift fonksiyonlu derin dondurucu modelleri, tam olarak bu işe yarıyor. İstediğiniz zaman soğutma, istediğiniz zaman da derin dondurma yapıyorlar. Bu yüzden, kelimenin tam anlamıyla her besin türü ve her depolama amacı için uygunlar. Ancak, piyasada kaliteli bir çift fonksiyonlu derin dondurucu modeli bulmak oldukça zor. İşte bu nedenle uzun araştırmalardan sonra Uğur Soğutma’ya ait UED 7246 DTK modelinde karar kıldım. Uğur Soğutma’nın bu sektörde 60 yılı aşkın bir deneyimi var ve gerçeği söylemek gerekirse, kayda değer bir rakibi de bulunmuyor. Nitekim UED 7246 DTK’yı birkaç aydan bu yana kullanıyorum ve son derece memnun kaldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.
Her şeyden önce, bu bir dikey derin dondurucu model. Yani görünüm ve kullanım olarak klasik buzdolaplarına benziyor. 261 litre brüt iç hacmi var ve en kalabalık aileler için bile fazlasıyla yeterli. Derin dondurma, soğutma ve sıfır derecede saklama özellikleri bulunuyor. Besinlerinizi kullanılan moda göre +3 / -24 sıcaklık aralığında depolayabiliyorsunuz. No frost özelliğine sahip olan çift fonksiyonlu derin dondurucu, aynı zamanda A+ enerji sınıfına ait, yani çok az elektrik harcıyor. Ön kapağı üzerinde bir LED ekran var ve tüm ayarları (kapağını açmaya gerek kalmadan) bu ekranı kullanarak yapabiliyorsunuz. Ben Uğur Soğutma’nın çevrimiçi mağazasını kullanarak satın aldım (https://satis.ugur.com.tr/) ancak Türkiye çapındaki bayilerden de alabilirsiniz. Bir derin dondurucu almaya niyetliyseniz, çift fonksiyonlu bu modele muhakkak bir göz atmanızı öneriyorum, kesinlikle pişman olmazsınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
21 Mart 2017 Salı
21 MART DÜNYA DOWN SENDROMU FARKINDALIK GÜNÜ
21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü...
FARKINDA OL... DOWN SENDROMU BİR HASTALIK DEĞİLDİR, GENETİK FARKLILIKTIR.
16 Mart 2017 Perşembe
Müziksel :)
Meğersem Cesur ve Güzel dizisinde kulağıma çalınan şarkının sahibesi bu hatuncukmuş ama ben kendisi geçen bir radyo programını dinlerken fark ettim. Sonra akşam eve gidince dinlemek istedim ve bildiğiniz müptelası oldum, belki siz benden önce keşfetmişsinizdir ama aranızda keşfetmeyenler var ise diye buraya bırakıyorum bir dinleyin derim. :)
Öpücükler
14 Mart 2017 Salı
Bugün BİM de DALİN mi var :)
Bu arada BİM A.Ş. de bugün Dalin ürünleri satışta bilginiz olsun yani bende sabah geçerken gördüm hooppp saat ebaktım 09:00 o zaman atı kurt misali BİM'e dalıverdim :)
Ayrıca BİM AKTÜEL kısmından da inceleyebilirsiniz. Benim aldığım şampuan, bebe yağı (kendimde kullandığım için ve normalde ciddi anlamda pahalı olduğu için ucuz bulunca bildiğiniz hunharca stok yapıyorum), yumuşatıcı, sıvı deterjan.... Eğer ki dalin ürünlerini seviyorsanız, kullanıyorsanız bence vakit kaybetmeyin pijama terlik BİM'e koşun derim ben :)
Odamızın Kısmi Aksesuarları
Cadımızın odası artık iyice bir şekil almaya başladı, odamız gelmişti biliyorsunuz ki. Eşyalarını da yavaş yavaş yıkayıp ütülemeye başlamıştık onlarda bitti sayılır hepsi dolabında yerlerini bulmaya başladı mis gibi vanilya kokusu ile :)
Bu arada toz vanilya temin ettim, mısır çarşısından almıştım arkadaş ne kadar pahalıymış vanilya kilosu 140TL idi :/ yani bana çok lazım değildi sonucta esans olarak gördüğüm için zaten cüzi bir tutarda alınması benim için kafi idi, nitekimde öyle yaptım ama arakadaş vanilyaısn sen ya :/ Gerçi allahın salatalığını geçen haftalarda markette 14,99TL ye görmüştüm vanilya 140TL olmuş çok mu :D bendekide soru işte peehhh neyse dönelim mevzumuza ne diyorduk.............
Evet odamız dıyorduk kıyafet dıyorduk süs diyecektim öyle çok bıcık bıcık süs istemedim odaya sade ama şık olsun :)
10 Mart 2017 Cuma
9.3.2017' ye Özel :)
Dün bizim için çok önemliydi, 9.3.2013 de evet dedik biz, hastalıkta-sağlıkta-hüzünde-sevinçte-acıda-tatlıda-bir ömür aşk için evet dedik :)
Ama bu sene farklıydı bizim için ailemiz büyümüştü artık yeni koku, yeni bir ses, yeni bir can olacaktı evimizin içinde... Biraz heyecanla-biraz korkuyla-biraz sevinçle-biraz merakla tüm duygular ile beklediğimiz küçük bir cadı vardı :)
Öyle detaylı bir anlatım yapmak istemiyorum belkide birazı bana özel kalsın istiyorum sanırım bilemedim ama sadece paylaşmak istediğim bir şey var oda ikimizinde birbirimizden habersiz bir şekilde aynı şeyi düşünerek yaptırdığımız hediyeler :)
9 Mart 2017 Perşembe
Bir Hamiş Gördüm Sanki :)
Efenim 32. haftanın içindeyiz yavaş yavaş yaklaşıyoruz, bütün duyguların bir arada yaşıyoruz pek ir enteresan moddayız yahu :) 37. haftaya kadar çalışır durumdayım bakalım kımset dıyorum zaten Nisan sonu Mayıs başıda küçük cadımızı hayırlısıyla bekliyoruz :)
Buraya bırakıyorum gün geldiğinde tatlı bir anı olarak hatırlarız :) Öpücükler, musmutlu, huzurlu günleriniz olsun inşallah :)
8 Mart 2017 Çarşamba
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu olsun... Her sene olduğu gibi bu senede vikipedi kaynaklı linki paylaşacağım.
8 MART gene okuyalım, unutmayalım, aklımızdan hiç çıkmasın akıllardan hiç çıkartmayalım...
Bu arada Onedio.com tarafından hazırlanan bir video var muhakkak rastalmışsınızdır ben dün gece rastladım Kadınlardan Erkeklere Bir Mesaj var başlığı adı altında yayınlanan aşırı derece manidar bir video;
Kadınlardan Erkeklere Bir Mesaj Var
Bir başkasının gelip senin adına konumasını bekleme. Dünyayı değiştirebilecek olan sensin.
Malala YUSUFZAY
4 Mart 2017 Cumartesi
Durumuzun Odası :)
17 Şubat 2017 Cuma
Tohum Bombası Mı?
15 Şubat 2017 Çarşamba
Fikri Mühim - Breathe Right
7 Aralık 2016 Çarşamba
YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!
Ulaşımda En Pratik Yol O! sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.



Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
19 Ekim 2016 Çarşamba
Benim Güzel Hamileliğim :)
Çılgın aileye çılgın bebeğin gelmesine daha çok var diyeceğim ama 3. aya yaklaştık ne ara 3 ay oldu ben bile şaşkınım yani. Sanki daha 1 hafta önce öğrendim gibi geliyor ama yok arakadaş öyle böyle derken 3 ayı devireceğiz :)
Henüz cinsiyeti belli değil bakalım önümüzdeki çarşamba kontrolümüz var eğer isterse belki gösterir kendini :) Bence gösterse iyi olur çünkü merak içinde olmanın dışında alışveriş yapamıyorum doğru düzgün :) elim hep pembelere gidiyor ama alamıyorum öyle baka bakaaaa uzaklaşıyorum olduğum yerden. Şimdilik renk skalamız beyaz-turuncu-yeşil falan ötesine gidemiyoruz :)
Tam olarak sağlıklı beslenme yönünde ilerliyorum, ben ki ayda bi balık yıyordum şimdi hafta bir balık yemek mecburiyetindeyim, ben ki enginar kereviz ikilisinden nefret ederdim geçen akşam enginar yaptım burnumu kapaya kapaya yedim. Ama tabi arada makarnamıda yiyorum can bu çekiyor bir şekilde.

Kahve bağımlısı ben ve sigara içmedeğim zaman baş ağrısı yapan ben öğrendiğim gün bu iki meletide bırakmış olmama ne demeli, hayır yani sigara dumanından bile midem kalkıyor o derece yani :) EVDE - ARABADA - WC de sigara içmek katiiii süretle yasak artık :) Yani canlarım bize gelen ya balkonda sigarasını içecek ama mümkünse kahvehaneye çevirmeyecek çünkü perdelerime koku siniyor habire perde yıkayamam yada içmeyecek :)
Hafta bir belki iki haftada bir kaçamak yaptığım tek kahve türk kahvesi :) oda zaten benim kendimi şımartmam olarak nitelendirilebilir :)

Bu arada şükür hala mide bulantım ve baş dönmem gibi durumlarım yok, çok nadir arada bir mide bulantım oluyor ama genel olarak zaten midesi sorunlu bir insanım bu yüzden aşırı derecede bir sıkıntım yok, umuyorum ki olmaz :)
Şimdilik bu kadar devamı elbet gelecek :)
21/10/2016 Vizyona Girecek Filmler
Oyuncular : Nejat İşler, Serenay Sarıkaya, Zerrin Tekindor, İştar Gökseven ve Özgür Emre Yıldırım
Bu filmi izlemek istiyorum sadece o kadar :)
Oyuncular: Griffin Gluck, Andrew Daly, Rob Riggle, Lauren Graham, Isabela Moner
18 Ekim 2016 Salı
Laktozsuz Süt ve Laktozsuz Ürünler Hakkında Her Şey
Laktoz nedir?
Süt ve süt ürünlerinin içinde bulunan doğal süt şekeridir.
Laktoz intoleransı nedir?
Laktozun sindirilmesi için laktaz enzimi gerekir. Eğer vücutta yeterli miktarda laktaz enzimi bulunmuyorsa, laktoz intoleransı var demektir.
Laktoz İntolerans belirtileri nelerdir?
Laktoz intoleransı sütün içindeki laktozun sindirilemediği durumlarda ortaya çıkar. Süt içince karın şişkinliği, karın ağrısı, gaz, mide bulantısı görülebilir. Bu tarz sorunlarınız varsa süt ve süt ürünleri tüketmekten vazgeçmek yerine Laktozsuz Süt’ü tüketebilirsiniz. Belirtilerin şiddeti tüketilen laktoza ve kişinin ne kadar laktozu tolere edebildiğine göre değişir. Belirtiler süt ve sütlü ürünlerin tüketimini takiben yarım saat ile 2 saat arası sonrasında kendini göstermeye başlar. Süt içerdiği kalsiyum, protein, yağlar, vitaminler ve mineraller açısından temel besin gruplarındandır.
Yaşam boyu sağlıklı olmak için her yaş döneminde ihtiyacınız olan türde ve miktarda süt içmeniz gerekmektedir.
Laktoz intoleransınız varsa ne yapabilirsiniz?
Laktozu azaltılmış veya laktozsuz süt ve süt ürünleri tüketebilirsiniz.
Laktozsuz süt ve laktozsuz yoğurt nasıl üretilir?
Laktozsuz süt ve laktozsuz yoğurt, sütün içindeki laktozun laktaz enzimi ile parçalanması sonucu elde edilir. Laktaz enzimi katkı maddesi ya da koruyucu değildir. Ürünün prosesi sırasında görevini yerine getirip, son aşamada aktivitesini yitirerek ürünün içerisinde kalmaz.
Laktozsuz süt ve laktozsuz yoğurt neden daha tatlıdır?
Laktozun glikoz ve galaktoza parçalanması nedeniyle, standart süt ve yoğurttan daha tatlı hissedilen ürünlerdir. Hissedilen tatlılık doğal şekerlerdendir, ilave şeker içermez.
Laktozsuz süt sizin için uygun mu?
Laktozsuz süt, sütteki laktozu sindiremeyen ve süt içince şişkinlik, ağrı, gaz ve bulantı sıkıntılarını yaşadığı için süt tüketemeyen kişilerin rahat şekilde süt içmelerini ve sütün besin değerlerinden faydalanmalarını sağlamaya yardımcı olur.
Neden Laktozsuz Yoğurt tüketmelisiniz?
Laktozsuz Yoğurt, laktoz intoleransına karşı hem sağlık faydası sağlamakta, hem de tatlılık derecesinin yüksek hissedilmesi nedeniyle şeker kullanılması gereken ürünlerde şeker azaltmaya imkan tanımaktadır. Bu nedenle ara öğün olarak sade ya da müsli karışımı gibi bir alternatifle tüketilmeye çok uygundur, hissedilen tatlılık doğal şekerlerdendir, ilave şeker içermez. Ayrıca, 100 g laktozsuz yoğurt günlük kalsiyum ihtiyacının %23’ünü karşılamaktadır.
Laktozsuz süt ve yoğurt tüketmenin zararı var mıdır?
Laktozsuz süt ve yoğurt tüketmenin hiçbir zararı bulunmamaktadır.
Pınar Denge Laktozsuz Süt ve Yoğurt hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
11 Ekim 2016 Salı
Sinema Sevdalısı :)
&
30 Eylül 2016 Cuma
Ben Geldim....
Sevdiğin Sanatçılara Oy Vermek ve Kırmızı Halıda olma şansı yakalamak için son gün Pazar günü!

Bu yıl 43.'sü gerçekleşecek Türkiye’nin en prestijli ödül töreni “Pantene Altın Kelebek Ödülleri” için oylamada son hafta! Sevdiği sanatçıları oylarıyla destekleyenler arasından seçilecek 10 kişi ayrıca geceye Pantene’le hazırlanacak, kırmızı halıda sevdiği sanatçılarla tanışma fırsatı kazanacak.
Türkiye’nin sevilen yıldızlarını bir araya getiren “Pantene Altın Kelebek” ödül töreni heyecanına katılmak çok kolay. En sevdiği sanatçılara oy verdikten sonra güçlü ve sağlıklı görünen saçlarıyla fotoğrafını paylaşan katılımcılar, ödül gecesinde benzersiz deneyimler yaşama şansı yakalayacak. Seçilecek 10 kişi geceye Pantene’le hazırlanacak, alanında uzman kişilerden tavsiyeler alarak kırmızı halıda parlayan saçlarıyla yürüyecek.
Oylamaya katılmak ve gecenin yıldızı olmaya hak kazanmak için: http://www.pantenealtinkelebekodulleri.com/
Sosyal medyada #PanteneAltinKelebek etiketini ve Pantene Türkiye Instagram ve Youtube sayfalarını takipte kalın!



Bir boomads advertorial içeriğidir.


























